
işte o bir çırpıda yazılan kısa blog yazılarından biri;
Sabahın
5'inde, Göcek'te, ıslak, sabah kokulu çimenlerin üzerinde bir minder
vardı. Üzerinde de ben. Karşımda da yemyeşil ağaçlar. Arkasında da
kocaman dağlar. Yukarıda da açık lacivert bulutlar...
Sabahın
11'indeyse odamda tanımadığım insanlar, kameralar, mikrofonlar. Masamda
takım elbiseli bir adam. Uçuşan kağıt parçaları, susmayan telefonlar,
kanallarda geçen alt bantlar...
Şimdi Levent'teki bir ofiste, odaların kapılarından birini açıp Göcek'teki bir çiftliğe geçebilecek miyim ona bakmalıyım.