"...Dedem Marcus Annius Verus'tan, öfkeme hükmetmeyi öğrendim." diye
başlar, en sevdiğim kitaplardan biri. Uzun uzun anlatır Roma'nın en
saygın imparatoru, sahip olduğu erdemleri kimlere borçlu olduğunu.
İmrenmiş
olmalıyım. Vaz geçirmeye çalıştım kendimi, lakin yenik düştüm
ihtiraslarıma. Yazmak istiyorum. Ben Marcus Aurelius değilim ama
öğreticilerim de daha az değerli değildir Catulus'tan. Bu böyledir
şüphesiz.
...
Efendi Eyüb'e : Bana kalbimin sesini ilk kez duyuran olduğu için...
Efendi
Aziz'e : Bir akarsuyun, kavuşacağı okyanusu daima bildiğini ve önüne
çıkan küçük çakıl taşlarıyla vakit kaybedemeyeceğini söylediği için...
Efendi
Nazım'a : Bilmiyorum dediğimde "bileceksin" dediği için. Yolumu
kaybetmeye her yaklaştığımda kendi pusulasını bana verdiği için.
İmkansız dediklerini çocuk oyuncağı gibi gösterdiği için. Doğru olanı
söylemenin, o an içinde bulunduğun keyif ve rehavete ters düşse bile
bir an bile düşünmeden söylenmesi gerektiğini ezberlettiği ve bunu,
önce kendi yaptığı için. Parayla satın alınamaz bir disiplin ve
dürüstlük için...
Efendi Elio'ya : Şartlar ne olursa olsun, hayatımda asla yalana yer olmadığını hatırlattığı için...
Efendi Tsu'ya: Hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını çünkü herşeyin mükemmel olduğunu söylediği için...
...ve
Hanımefendim Deniz'e : Dinlemeyi ve anlatmayı bildiği için, yükseldiği
ve yükselttiği için. Önyargılarından arınmış ruhunu her renge
taşıyabildiği için.
teşekkür ederim.