
İki ekonomist'in arasında kalınca, konu ister istemez "para" olur sandım, Dolar'ı sordum.
Ne soracağımı bilemedim, öylesine sordum. Benden akıllı bir finans sorusu çıkmaz ki...
Yazdan ödünç alınmış lacivert bir Ekim gecesi, çok güzel bir bahçede, bu iki ağır top'u karşıma alınca, mümkün olan en tok sesimle, "ne olacak bu dolar'ın hali?" deyiverdim.
Dolar biraz daha çıkarmış, sonra inermiş, sonra gene buralarda gezinirmiş. Asıl önemli olan gezmek, tozmak, anlamakmış. El elden üstünmüş, Bu otel ne kadar güzelmiş, Türkiye'ye daha sık gelinmeliymiş, Amerikalılar Türklere pek benzermiş, bu ülkeye nazar değmesinmiş onu öğrendim.
Gece boyunca garsonların tanımadığı tek misafir olmanın tadını çıkarttım. (Teşekkür ederim Evrim :)