
1995 yılında tanıştık. Lübnan'lı bir arkadaşım aradı. Hashino san geliyor dedi. Çok değerlidir, tanış o'nunla dedi.
Japonları ilk kez onda tanıdım. Yıllarca konuştuk, buluştuk, sushi yedik, bazen de mantı. Çok severdi bizim yemekleri, herşeyi denerdi. Tam 11 yıl sonra yanında büyük bir müşteriyle geldi. Dostumdu. Müşterim oldu, çok para kazandırdı ama hep dostum oldu.
Her zaman dürüsttü. Her zaman nazik. Ama Japonlara has bir uslübü vardı. Hoşuna gitmeyen bir şey oldu mu, açık sözlüydü. Sert cümleleri görünmez bir blender'dan geçirir, kaşları çatılır, omuzları dikleşir, gene de nezaketini korurdu.
Bir gün bir alacağı birikti bizde. Bir para göndermişti, Yen artmıştı, biz de bir kenara koyduk, bir daha geldiğinde verebilmek için. Almadı. Almayınca veremedik. Ama o gün başka bir şey oldu aramızda. Ben Japon oldum, o Türk. O günden beri ben Japonları çok sever oldum, o Türkleri...
Şimdi haber alamıyorum ondan. merak ediyorum. Eminim yarın... olmadı öbürgün... olmadı haftaya... mutlaka yazar bana. O'na bişey olmaz bilirim. Ama gene de merak ediyorum doğrusu...
O'nunla birlikte, bu kritik saatlerde, o adalarda yaşayan tüm halkımı merak ediyorum. Elimden gelen tek şeyi yapıyorum. Üstelik öyle laf olsun diye değil... Adam akıllı dua ediyorum.
神があなたとともに居ますように…