
İsviçre'deyim. Küçük, mütevazi bir köy otelinde. Resepsiyondaki adam otelin sahibi. Yemek servisi yapan adam, aynı zamanda snowboard öğretmeni. Sessiz, sakin, saygılı insanların, onlarca yıldır, yılın aynı günleri, aynı odalarda konakladıkları, geleneksel bir Avrupa an'ındayım. En sevdiğim müşterim, bütün köyü aydınlatmış, gülümsetiyor gene beni.
Yazacak çok şey var. Her karesi "güzel" olan bir şeyi anımsatıyor. Geleneksellikten uzaklaşan ve bu uzak duruşu modernlik ve marifet zanneden bizler için, her an müthiş bir şey oluyor. Küçük, müthiş şeyler. Dikkatli bakmazsan gözden kaçırılası şeyler. (ama müthiş şeyler)
Hava kararınca dükkanların kapandığı bir köydeyim. Lobi diyemem o'na. Sanki evimin salonundayım. Susadım. Şeffaf bir mini bar var yanımda. İçinden bir şişe su çıkarıp, yanındaki notu okuyorum : 3 Frank. Lütfen parayı, kutunun içine bırakın.
Söylemiştim işte. Küçük şeyler... Ama müthiş şeyler...