Kaldığım otelin balkonundan iki katlı bir bina gözüme çarptı. Denizin üzerinde, ağaçlar arasında, muzipçe saklanmış bir bina.
Kalktım,
gittim, buldum. Ana yoldan uzanan, dar, dolambaçlı bir sokağın
sonundaydı. Yaklaşınca fark ettim - burası yıllarca önce terk edilmiş
bir huzur evi. Duvarları sökülmüş, pencereleri kırılmış, çiçekleri
solmuş burukluklar ülkesi.
Bir kaç dakika önce buraya uzaktan bakarken, zengin ve mutlu bir adamın evi sanmıştım. Hayal kırıklıkları...
Hüzün
an'larına dokunup da hayaller üzerine varsayımlarda bulunmak istemem.
Bir an evvel döneyim istedim. Arabama bindim. Karşıdaki duvarın üzerine
kocaman harflerle yazılmış bir cümle gördüm :
"Siz iftira atmayı kolay sanırsınız. Oysa Allah katında bu büyük bir günahtır"
Bir kaç dakika önce bu duvar yazısını hatırladım ben.