
Celal Aras'ı Fenerbahçe vesilesiyle tanımıştım. Bayan basketbol
şubesi'nin zor günlerine hızır gibi yetişmişti. O'nun desteği sayesinde
büyük bir başarı geldi, avrupa'nın en iyi dört takımından biri olduk,
fiba'ya gittik, ikna ettik, final 4 organizasyonunu Istanbul'a
getirdik.
...Sonra gittik, 40 - 50 bin dolar fazla verdi diye
göğsümüze başka bir logo yapıştırdık. Rahmetli büyük bir olgunlukla
karşılamış, bir sene sonra yeniden sponsorumuz olmuştu. Bonkör ve
asalet sahibiydi. Affetmeyi bilirdi.
Yıllar sonra kızı Evrim
geçti Aras koltuğuna. Sevgili dostum Profösör D'anna'nın "visionary
leaders for Turkey" programına "geleceğe lider ol" projesiyle sponsor
oldu. Şimdi 47 özel öğrenciye Floransa'da benzersiz bir eğitim
projesinin altında Aras imzası var. Arkasında da Celal bey'in vizyonu.
Dün
gece Sabancı müzesinde, bu öğrencilerin basınla ve ülkenin önde gelen
fikir liderleriyle buluşma toplantısı vardı. Evrim Aras kısa ama
akıllardan yıllar yılı silinmeyecek bir konuşma yaptı. Bir Mustafa
Kemal anektodu, hepimize, liderliğin doğal dokunuşlarının nasıl da
kolayca, bu üstün vasıflı ruhların önüne seriliverdiğini anlattı.
Lider
potansiyeli her zaman açığa çıkmıyor. Bu potansiyel yoksa, zaten lider
olunmuyor. Ama varken açığa çıkmazsa, işte o zaman yazık oluyor.
Dün
Istanbul'un elit zümresi, 47 potansiyel liderle tanıştı. Celal bey'in
anısına, isterim ki her biri (ama en az bir tanesi) bu potansiyeli
açığa çıkarsın. Çünkü bütün bu yatırım, bugüne kadar verilen emekler,
Floransa'daki eğitim, ailelerin sınırsız özverileri ve güçlü sponsor
destekleri, günün sonunda 1 tek lider üretebilirse, kavgalar biter,
topraklar yeşerir, bolluk gelir, hasımlar uzlaşır.
Klasik bir
deyiş ama... Ben, eski dostumla uzun süre sonra ilk defa bir karede
buluştum, babası da kızıyla zamanın olmadığı bir evrende... Gurur
duymuş olmalı. Kızı, sadece şirket koltuğunu devralmamış, yükselmiş ve
bütün ağırlıklarını geride bırakmış. Darısı başımıza.