School of Learning 5 başlıyor.

Heyecanlı mıyım ? Yo. Hayır. Meraklıyım... İstekliyim öğrenmeye. Paylaşmaya hevesliyim. 5. kez doğuracağım için belli belirsiz bir gülümsemedeyim. Gururlu muyum ? Hmmm... olabilirim. Şımarmaya uzak durmam gerektiği söylenmişti bana. Oysa haylazlıkla şımarıklık arasındayım. Tehlikeli yerlerdeyim.

Çok özel insanlar olmasa yanımda, korku denilen yalancıdan bile ürkebilirim. Ama çok özel insanlar var yanımda. Güvendeyim.

Bugün kayıtları kapadım. Bizi birbirimize bağlayan görünmez bir bağ var nasılsa. O 24 özel insanı kolayca bulabilirim.

5 Nisan'da çoğalmak üzere... 

AD VITAM

Etiketler : School of learning Ad Vitam serkan sedele Aaron Craig Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 1 Yorum
23
Feb

 

Özlem’le çok eskilere gideriz. Bazen de çok yenilere… bir kaç yüzyıl geri gider, asırlar boyu ileriye…

 

Serkan’la ilişkimiz “0”lar ve “1” ler gibidir. Bazen “bir” oluruz, bazen “sıfır”.

 

Eser’in ilk sunumunu, 15 yıl once, Bandırma’da bir telefon kulubesinde dinledik. O gün bugün hep bizimle.

 

Aaron dedin mi orda dur ! Como’da, gölün kenarında, küçük ahşap bir masanın etrafında. Kapat gözlerini ve gör bizi; Aaron, George ve ben… (School Of Learning, ne zaman yenileneceğini bilir. Sormaz bize, kendi kararını kendi verir. Bu sene, göl kenarında, o ahşap masanın üzerinde…)

 

…Ve başladı. 32 özel ruh ile biraraya geleceğimizi biliyorduk da, onları görür görmez tanıyabilecek miydik ? Onlar için yeterince iyi bir ev sahibi olabilecek miydik ? Biz beşimiz, onlar için bir olabilecek miydik ?

 

İyi bir sunum yapabilmenin tek yolu, hazırlıksız bir sunum yapabilmektir derler. Hazırlıksız bir sunum yapabilmenin tek yolu… öncesinde çok iyi hazırlanmak. Ben kendimi göremem ama “birlerimi” gördüm işte. Onlar kalpten anlatan, gözlerini kapar kapamaz “the other side”dan taze meyveler sunan, gülen, dans eden, eğlenen ve eğlendiren meleklerdi. Hiç acıkmayan, yüksek iradeyle beslenen, uzaktan seyrederken içimi kıpır kıpır eden, herşeyimle güvendiğim elçiler…

 

Bütün bir haftasonunu okul için feda etmiş insanlardı onlar. Çıktılar, anlattılar, olmadı, bir daha anlattılar. Yemekten sonra müzik yaptılar. Çaldılar, söylediler, bize söylettiler, bizle söylediler. Yetmedi. Ertesi gün gene geldiler, koltuğa oturdular, inandıkları oldular, bizi biz yapan değerlerle… işte tam karşımızdaydılar. Koca bir şirketi 20 dakikaya sığdırdılar.

 

Futbolun darmadağınık günlerine rastladı bu haftasonu. Kapıda gazeteciler, lobide kulüp başkanları. Aldırış etmediler. Bizi evlerine aldılar. Soyunma odalarına, salonlarına, hatalarına ve en içten anılarına…

 

 

 

 

 

Yazarken fark ediyorum, “onlar” demek ne kadar saçma, ne kadar yalan. “Biz” demeliyim bundan sonra. “Biz” nasıl da umursamadık uykusuz kalmayı, sunum yaparken ne kadar heyecanlıydık. Burnumuz kanadı, ne çok üzüldük. Ve iyki vardı şu sinir bozucu müzik. O olmasa yıllarca konuşur gene de bitiremezdik bu haftasonunu.

 

Heeey! O zaman, bir dakika durun gene. Madem ki bitiremezdik, o zaman hadi gelin bitirmeyelim. Yaşam kadar sürsün… ve yaşam için sürsün bu aldığımız nefes.

 

Herşey “şimdi” olsun !

 

School of Learning başlıyor. Hem de dördüncüsü. 32 misafirim var yarın akşam. Üstelik kalıya... bütün haftasonu burdalar. Kıbrıs'tan gelenler var, Ankara'dan, Kırklareli'nden. A. Evet. Bi de Mardin'den...

Özlem ve Eser günlerdir kapandılar. Kadınlar daima daha iyi hazırlanırlar. Serkan'la ben, yemekler yiyip, mesajlar atıyoruz birbirimize. Evlerimize kuryeler gönderiyoruz, değiş tokuş ediyoruz filmleri, notları, eski storyboard'ları. Aaron havaalanında, uçağını bekliyor. Bir kaç saat sonra katılır o da...

Diyeceğim... önemsiyoruz misafirlerimizi. seçilmiş insanlar bunlar, her biri altın değerinde.

Sadece ingilizce bilmedikleri için bizimle olamayacaklar var. Üzülüyoruz sessizce. Çünkü bu acımacız dünyada, yabancı lisan önemli işte. Adam Amerikalı. Anlattı mı anlaman lazım. Tercüme için vakit yok, sormak için vakit yok, "go" dedi mi gitmen lazım.

Haftalardır arkamızı toplayan Mustafa'ya, Yusuf'a, Kaan'a müteşekkiriz tabi ki. Herşeyin görünen yüzünü bize hediye eden, ve o muhteşem logomuzun yaratıcısı Tolga'ya her fırsatta söylüyoruz "müthiş" olduğunu. En olmadık isteklerimizi gönderip, acaba ne diyecek diye merakla beklerken "I'll think of something" deyişi, bilgi arsızı yapıyor bizi.

...ve bütün bunları, böylesine bir stil içerisinde yapabilmemize olanak sağlayan HP'ye, sadece bir müşteri olmadıkları için öylesine çok dua ediyoruz ki, sakın şaşırmasınlar; 10 yıl değil 100 yıl kalırlarsa o listenin en tepesinde.

 

School of learning 3

Etiketler : SOL School of learning Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
3
Dec
Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<August 2022>
SMTWTFS
31123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910
Bağlantılar