Başka bir yazarı konuk etmek istedim bu gece. Neden yapıyorum bunu acaba ? Kız çocuklarının babaları hakkında söyledikleri şeyler hoşuma gidiyordur belki de. Ya da babasını kızından önce tanımışımdır, sevmişimdir adamı ve yıllar sonra hatırlamışımdır ilk buluşmamızı. Hiç biridir, hepsidir, buralarda yazılamaz şeylerdir, belki de özlem'dir sadece, kalpten gelen nakşedilmiş sözcüklere...
Haydi okuyun :
Atilla Kıyat Arena’da Uğur Dündar’ın konuğuydu dün gece.
Böyle söyleyip geçmek olmaz, bilenler bilir zaten, kendisi babam olur.
Program geç saatte olduğundan, onun da telkinleriyle, kayıt tuşuna basıp uykuya geçtim.
Sabah, internet sayfalarından yorumlar çarptı gözüme. Övgülerin yanında eleştiriler de vardı elbette. Gerçi, eleştiri demek eleştirinin sözlük anlamına uymuyor. Hakaret demeli belki de…
Merakla oturdum ekranın başına. Henüz sadece ilk yarım saati izlemişken, aradım babamı.
Onunla gurur duyduğumu, ilham aldığımı söylerken tutamadım göz yaşlarımı. Bu nedenle de anlatamadım tam olarak beni etkileyenin ne olduğunu.
Yoğun bir duygu seliyle geçti tüm günüm. Yazmadan dinmeyecek belli…
Bir resmin bütününe bakarken detaylara hakim olma becerisine,
Gözlem yeteneğine,
Özeleştiri yapış biçime,
İfade özgürlüğünü cesaretle kullanışına,
Özenle seçtiği kelimelere,
Duygularını böylesine sahiplenip, açık ifade edebilişine.
Bir kez daha, babam olmasından ve tüm söylediklerinden bağımsız olarak hayran kaldım, ümitlendim, cesaret ve ilham aldım.
Dün konuşulanları dinledikten sonra, bir kez daha, dünyada yaşadığımız sorunların temelinde yatan büyük nedenlerden birinin “ötekileştirme” olduğunu anımsadım.
Bayram tatilini geçirdiğim bir Yunan adasında, içimde “burada beni bıraksanız yaşarım” hissini doğuranın, her halimle, olduğum gibi kabul görmek, bir “Türk”, bir “turist”, bir “kadın”, bir “anne”, bir “eş”, bir “müslüman” değil de, “insan” olduğumun bana her an hissettirilmesi, sadece varlığıma verilen değer olduğunu fark ettim.
Ülkem için dileğim, özümüzde sahip olduğumuza emin olduğum “çeşitliliğe değer verme” yetisini tekrar kazandığımız, katılmasak dahi aykırı fikirleri duymaya tahammülümüzün olduğu, ve tüm bu aykırı seslerin dile getirilmesine imkan tanıyan güvenli alanı sağlamamız hep birlikte.
Bunu başardığımızda….
“Güzel günler göreceğiz çocuklar….”