
Şampiyonluk maçının başlamasına saatler kala, 12 yıldır tanıdığım bir adam hakkında yazmak istedim. Hayatım boyunca kaç gerçek liderle tanışmışımdır acaba ? En az 2 tane. onu biliyorum. ama daha fazlası var mıdır emin olamıyorum. Emin olduğum bi'şey var : Aziz Yıldırım'ın onlardan biri olduğu.
Başkan hakkında herkesin bir fikri vardır. Taraftarsanız eğer, ve hayatınızda onu sadece televizyonda gördüyseniz, gün gelir alkışlarsınız, gün gelir "gitmesi lazım" saçmalıklarına eşlik edersiniz.
Anti-Fenerbahçe kanadının bir üyesiyseniz, fırsat kollarsınız onu yerden yere vurmak için. Dedikodulara aldanırsınız, hiç tanımadığınız biri hakkında yalan yanlış onca şeyi ballandıra ballandıra anlatırsınız.
Ama ben o'nu tanıyorum. Güneş batınca, herkes evine gidince, stadın ışıkları kapatılıp bütün koltuklar boşalınca neler hissettiğini (bazen) biliyorum. Bendeki onlarca resminin arasından, onu en iyi anlatan resmi seçtim bu yüzden. Dikkatli gözler bu resme baktığında büyük liderlerin ortak özelliklerinden birini fark edecektir eminim. Bu özellik, herkesin imrendiği bir hayatın aslında çok azımız tarafından kaldırılabilecek kadar ağır yükünü taşıyabilme becerisidir. Bedeli de dolayısıyla ağır olur.
Bugün milyonlarca fenerbahçeli şampiyon olmayı bekliyor. Sokaklar hazır. otobüsün üzeri giydiriliyor, cafelerde özel menüler... Ama bütün bunlar o'nun için başka bir şey ifade ediyor. Bundan 11 ay önce düşlediği bir günün, gözlerinin önünde gerçeğe dönüşmesine, bir kez daha şahit olacak. Tıpkı ilk seçimleri kazandığı gün gibi, stadyumu yıkıp yeniden yaptığı gün gibi, UEFA finalini evimizin önüne taşıdığı gün gibi. Bugün üzerimde olan bir formanın arkasında yazan adamı Real Madrid'den getirip Saracoğlu'na teslim ettiği gün gibi...
Bu benim kişisel blog'um. Sadece yakın çevremle paylaştığım bir yazı bu. Kimseye yaranmak için söylenmiş sözler değil. Inanmalısınız samimiyetime : Bugün, verdiği bütün emeklerin karşılığını almasını, belki de herşeyden çok istediğim bir gün. Saat 10 olsun, üzerindeki tonlarca yükü birkaç dakikalığına boşaltsın ve gülümsesin istiyorum.
En yakınlarım bile kızar bazen bana. Ama ben, işte bunu istiyorum.