“Sn. Alp Üstüngör'le tanışmamız, katıldığım ilk başkanlık seçimlerinden hemen önceydi.1998 yılından beri kendisiyle çalışıyoruz. Son kongre'de 10+3 diye adlandırdığımız çok başarılı bir seçim çalışmasını kendisi hazirladi, birlikte yürüttük. Fenerbahçe'yi Türkiye'nin en değerli markası haline getirmek istiyoruz. Bu yüzden bu dönem daha yakın ve sürekli bir ilişkimiz var.
Birbirimizi çok iyi tanırız, güvendiğimiz, işinden memnun olduğumuz bir dostumuzdur. Ne zaman ihtiyacımız olsa yanımızdadır. Bizi bir müşteri gibi görmez. Bizim fark edemediğimiz şeyler olursa bizi uyarır. Gazetede bir haber görür, hemen gelir bize bir şeyler anlatır. Giydiğimiz kravata da fikir verir, kurduğumuz cümlelere de. Ama müdahale etmeden, bizim iyiliğimiz için, Fenerbahçe'nin çıkarları için yapar. Biz o'nu bir şirket olarak görmüyoruz. Fenerbahçe'nin bir parçasıdır.
Böyle bir profesyonel hizmet alan yegane kulübün Fenerbahçe olduğunu düşünüyorum. Ama bütün büyük kulüplerin dışarıdan bakan bir göze ihtiyacı var çünkü artık spor kulüpleri sürekli gündemde olan, hakkında yazılıp çizilen dev markalar. Eminim ileride bizim bu çalışmamız diğer kulüplere de örnek olacaktır. ”