SENİ SEVİYORUM.

Etiketler : Aziz YILDIRIM metris Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 1 Yorum
27
Mar

 

...Camın diğer tarafındaki kapıda bir gölge beliriyor. O'nu beklerken, karşımda bir gardiyan var. Telefonu kaldırmamı söylüyor. Suratım asılıyor. Beni görmek istemediğini düşünüp üzülüyorum. Bütün bunlar, elimi telefona götürüp, gardiyanın sesini duyduğum an kadar kısa bir sürede oluyor. Oysa bu hiç de ben değilim. Ama orası hiç de olağan bir yer değil. Metris orası. Dışarısı 18 dereceyken bile buz gibi. Soğuk, ıssız ve cennetten çok uzak bir ülke. 

Sonra geliyor. O alışık olduğum ve nedense sadece benim görebildiğimi düşündüğüm sımsıcak gülümsemesiyle. Telefonu eline alıp daha dün ordaymışım gibi başlıyor anlatmaya. Restoranlardan konuşuyoruz. Yeni açılan cafelerden. Gül'den, hayattan, kulüpten, dostlardan... Daha doğrusu o anlatıyor, ben dinliyorum. Çok çabuk geçiyor zaman, inanamıyorum. 

"Yeter artık" diyor. O koridorda daha fazla kalmamı istemiyor. Ben "biraz daha" diyorum. O zaten konuşmak istiyor ama beni bir an evvel azad etmek istiyor. O içerde, ben dışardayım ama o an, tam tersini hissediyorum. Biraz daha kalsın, hemen gitmesin istiyorum. Ama büyü bozuldu bir kere ve demin duran zaman, yeniden akmaya başlıyor. 

Gardiyan geliyor. Bir şeyler söylüyor. Yemek saati de geldi zaten. Vedalaşıyoruz. Ayağa kalkıyor. Kapı iki adım ötede. Birazdan bitecek. Duruyor, arkasını dönüp bakıyor. Ben camın üzerine elimi yapıştırıyorum. Kötü bir Türk filmi gibi bir şey. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Elini camın diğer tarafına koyuyor. Sonra gidiyor. Koridorda hiç kimse yok. Karşıda hiç kimse yok. Hiç kimse yok...

Oracıkta kalakalıyorum. Bu satırları işte o an, oracıkta yazıveriyorum. Sonra vaz geçip asla yazmamaya karar veriyorum. Sonra vaz geçip bir solukta yazmaya karar veriyorum. ve işte yazıyorum...

(ama... gerçekten anlamıyorum !!!

 

Şampiyonluk maçının başlamasına saatler kala, 12 yıldır tanıdığım bir adam hakkında yazmak istedim. Hayatım boyunca kaç gerçek liderle tanışmışımdır acaba ? En az 2 tane. onu biliyorum. ama daha fazlası var mıdır emin olamıyorum. Emin olduğum bi'şey var : Aziz Yıldırım'ın onlardan biri olduğu.

Başkan hakkında herkesin bir fikri vardır. Taraftarsanız eğer, ve hayatınızda onu sadece televizyonda gördüyseniz, gün gelir alkışlarsınız, gün gelir "gitmesi lazım" saçmalıklarına eşlik edersiniz.

Anti-Fenerbahçe kanadının bir üyesiyseniz, fırsat kollarsınız onu yerden yere vurmak için. Dedikodulara aldanırsınız, hiç tanımadığınız biri hakkında yalan yanlış onca şeyi ballandıra ballandıra anlatırsınız.

Ama ben o'nu tanıyorum. Güneş batınca, herkes evine gidince, stadın ışıkları kapatılıp bütün koltuklar boşalınca neler hissettiğini (bazen) biliyorum. Bendeki onlarca resminin arasından, onu en iyi anlatan resmi seçtim bu yüzden. Dikkatli gözler bu resme baktığında büyük liderlerin ortak özelliklerinden birini fark edecektir eminim. Bu özellik, herkesin imrendiği bir hayatın aslında çok azımız tarafından kaldırılabilecek kadar ağır yükünü taşıyabilme becerisidir. Bedeli de dolayısıyla ağır olur.

Bugün milyonlarca fenerbahçeli şampiyon olmayı bekliyor. Sokaklar hazır. otobüsün üzeri giydiriliyor, cafelerde özel menüler... Ama bütün bunlar o'nun için başka bir şey ifade ediyor. Bundan 11 ay önce düşlediği bir günün, gözlerinin önünde gerçeğe dönüşmesine, bir kez daha şahit olacak. Tıpkı ilk seçimleri kazandığı gün gibi, stadyumu yıkıp yeniden yaptığı gün gibi, UEFA finalini evimizin önüne taşıdığı gün gibi. Bugün üzerimde olan bir formanın arkasında yazan adamı Real Madrid'den getirip Saracoğlu'na teslim ettiği gün gibi...

Bu benim kişisel blog'um. Sadece yakın çevremle paylaştığım bir yazı bu. Kimseye yaranmak için söylenmiş sözler değil. Inanmalısınız samimiyetime : Bugün, verdiği bütün emeklerin karşılığını almasını, belki de herşeyden çok istediğim bir gün. Saat 10 olsun, üzerindeki tonlarca yükü birkaç dakikalığına boşaltsın ve gülümsesin istiyorum.

En yakınlarım bile kızar bazen bana. Ama ben, işte bunu istiyorum.

Fenerbahçe Başkanı Aziz YILDIRIM

Etiketler : Fenerbahçe Başkan Aziz YILDIRIM Alp Üstüngör Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
8
Oct

“Sn. Alp Üstüngör'le tanışmamız, katıldığım ilk başkanlık seçimlerinden hemen önceydi.1998 yılından beri kendisiyle çalışıyoruz. Son kongre'de 10+3 diye adlandırdığımız çok başarılı bir seçim çalışmasını kendisi hazirladi, birlikte yürüttük. Fenerbahçe'yi Türkiye'nin en değerli markası haline getirmek istiyoruz. Bu yüzden bu dönem daha yakın ve sürekli bir ilişkimiz var.

Birbirimizi çok iyi tanırız, güvendiğimiz, işinden memnun olduğumuz bir dostumuzdur. Ne zaman ihtiyacımız olsa yanımızdadır. Bizi bir müşteri gibi görmez. Bizim fark edemediğimiz şeyler olursa bizi uyarır. Gazetede bir haber görür, hemen gelir bize bir şeyler anlatır. Giydiğimiz kravata da fikir verir, kurduğumuz cümlelere de. Ama müdahale etmeden, bizim iyiliğimiz için, Fenerbahçe'nin çıkarları için yapar. Biz o'nu bir şirket olarak görmüyoruz. Fenerbahçe'nin bir parçasıdır.

Böyle bir profesyonel hizmet alan yegane kulübün Fenerbahçe olduğunu düşünüyorum. Ama bütün büyük kulüplerin dışarıdan bakan bir göze ihtiyacı var çünkü artık spor kulüpleri sürekli gündemde olan, hakkında yazılıp çizilen dev markalar. Eminim ileride bizim bu çalışmamız diğer kulüplere de örnek olacaktır. ”

YILDIRIM'IN İMAJINI TAZELEYEN ADAM

Son Fenerbahçe Olağan Genel Kurulu seçimlerinde Aziz Yıldırım'ın sakin tavırları dikkat çekti. Kulübün geleceğine odaklanan başkan imajı beğeni topladı. İşte bu görüntünün arkasında güçlü bir imaj danışmanlığı hizmeti yatıyor. İmaj danışmanları çalıştıkları insanların kamuoyu ve basın önünde vermek istedikleri mesajı doğru aktarmalarına yardımcı olan uzmanlar. Bazıları bu hizmeti aldığı kişileri danışmanım bazıları dostum bazıları da yardım istediğim ekibim diye tanıştırıyor.

İmaj danışmanlığı serüveni 13 yaşında eğitim için İngiltere'ye gitmesiyle başladı. Hayalini kurduğu reklamcılık dalında eğitim aldı. 25 yaşında Türkiye'ye döndükten sonra bir ajansta işe girdi. Başarı ve şansın yardımıyla Turgut Özal'ın imaj danışmanlığı grubunun içinde yer aldı. Politikacıların farklı yönlerini gösteren “İcraatın İçinden” isimli dönemin önemli programlarından birinin yazı kadrosunda bulundu. Kariyerinin dönüm noktası Aziz Yıldırım'la tanışması oldu. 1998'de pek çok kişinin Vefa Küçük'ün kazanacağını sandığı seçimi Aziz Yıldırım'ın bir oy farkla kazanmasında perde arkasındaki ismin o olduğu söylendi.

Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<May 2012>
SMTWTFS
293012345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
Bağlantılar