Bir reklam ajansına müşteri kazandıran en önemli şey nedir diye sordu bir arkadaşım. Hemen söyledim. Sonra bi telefon ettim, resimlerini istedim.

Bir reklam ajansına müşteri kazandıran en önemli şey, kim ne derse desin, yaratıcı kaynaktan ödünç alabilme yeteneğidir. Son zamanlarda ajanstan hep gülümseyerek çıkıyorum. Kazandığımız yeni işler kadar kaybettiklerimiz de heyecan verici. Bu bereketli dönemi taçlandırmak lazım. İşte bu yüzden, üst katta yarınki sunuma hazırlanan bir kaç powe(red) hücreyle tanışın :

sırasıyla "yazan" - "çizen" ve "hareket veren". Ah. Evet. Bi de ben. Herkesin söylemek isteyip de söyleyemediğini ben söyleyeyim : "kolay kolay begenmeyen". Bu kötü özelliğimi artık değiştirmeye başladığımı düşünüyordum ki, bu telefonla fark ettim : Değişen ben değilim. (kimse kolay kolay değişemez zaten) Değişen, stüdyomun yaratıcı standartları.

E. madem ki fark ettim, o zaman biraz da ben ödünç almalıyım - yazmalı, çizmeli ve hareket vermeliyim.


 

...what if it's not just physics ?

Etiketler : physic Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
22
Jun

Çok değerli bir dostum, bir kaç gün için ofisimin toplantı odasını kullanıyor. Son derece önemli bir projenin yapı taşlarını oluşturacak elit insanları bulabilmek için 200'ü aşkın adayla görüşüyor... Bugün birkaç görüşmesine konuk oldum.

Büyük bir imkan ve seçilmek kolay değil. Projenin finansmanı büyük bir sponsor tarafından gerçekleştirilecek ama bu seçkin insanlar, seçildikten sonra en az 3 ay, kişisel masraflarını kendileri karşılamak zorunda. Başvuranların çoğu, maddi imkanları geniş olan ailelerden geliyor. Dolayısıyla, seçildikleri takdirde aileleri onlara destek olacaklar ve bundan sonra büyük ve pırıltılı bir geleceğin kapıları, onlar için ardına kadar açık.

... ben 4 kişinin görüşmesine katıldım. Etkileyici bir aday vardı. Projenin patronu olan dostumu da etkilediğine eminim. Neredeyse görüşme anında dahi, müjdeyi kendisine verebilirsiniz. O kadar iyi bir aday. (ama malesef hiç parası yok.) Oysa yol masraflarını, konaklama ve genel masraflarını kendisi karşılamak zorunda. Bu kuralı bile bile gelmiş çünkü bu projeye seçilmeyi herşeyden çok istiyor ama fizik kuralları, kazansa da kaybedeceğinin garantisi.

Sadece bir gözlemciydim. Düşünmeden edemedim : Büyük bir fırsat, acaba sadece büyük imkanları olanları mı bekliyor ? Bu projede öyle olmaz eminim. Çünkü başında buna izin vermeyecek bir dostum var ama her gün karşımıza onlarca senaryo çıkmıyor mu? Herşey sana işaret etse bile, kendi kısıtlamaların kişisel zaferlerinin önünde durmuyor mu?

İyi bir dersti. Görünenin arkasındaki görünmeyeni fark edebilmek için... Ya da bir şeyi herşeyden çok istemenin ne demek olduğunu anlayabilmek için...

 

Meslektaşlarım hakkında bir şey yazmaktan öylesine çekinirim ki... Ara sıra "oha" dedirten bir şey çıkmazsa, asla ağzımı açmam. Ama bu kampanya için 2 kısa not düşme hakkım var galiba.

ilki, kızlarıma bu markayı yasakladım. Sokakta elinde bu paketi gördüğüm her genç kıza kötü yola düşmüş muamelesi yapıyor bilinçaltım. Hani reklamcılık tüketici davranış biçimlerine olumlu yön verme sanatıydı ?

ikincisi, ITU sozluk'ten bir alıntı (tebriklerimle) : "... bu kampanyaya niye bu kadar çok tepki var anlaşılamaz doğrusu. Oysa alan razı, beren razı..." (yazan kişi bizi bulsun, bizim yazarımız olsun.)

MAD MEN

Etiketler : Mad Men Alp Üstüngör Reklamcılık Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
12
Jun

 

Reklam sektörünün ilk günlerini anlatan bir dizi var : Mad Men. Bu sektörün içinde değilseniz, enteresan gelmeyebilir ama "ajans hayatı"nı tadanlardansanız, her karesini gülümseyerek seyredersiniz. 50'li yılların Madison toplantıları, içerik olarak inanın çok fazla değişmedi. Teknoloji işleri hızlandırmış, sunumları zenginleştirmiş olabilir ama her yeni brief'te büyük fikri arayanlar için formül o gün neyse, bugün de o : Görünenin arkasındaki görünmeyeni keşfet!

 

Her marka aynı brief'i veriyor. "Beni benzerlerimden farklı yap" ve bu isteğin altı, bugünlerde kapsamlı araştırmalar, tüketici davranış analizleri, web tabanlı veri aktarımlarıyla doluyor. Teknoloji, problemin görünen yüzünü apaçık ortaya koyuyor. Ama çözüm, görünende değil, görünmeyede saklı.

 

Reklamcılığı seviyorum. Bu büyülü bir dünya. Hayatı daha iyi anlamamı sağlıyor. Reklamcılıktan önce, görünmeyen vardı. Televizyon, radyo, internet yoktu. İnsanlar merak eder, hayal ederdi. Sonra Mad Men geldi. Bir deterjanı, ona çok benzeyen bir başka deterjandan öylesine ayırdı ki, bu insanlar ya çılgın olmalıydı, ya dahi. Çünkü bütün fark beyninizde yaratıldı ve sizi hiptonize ettiğimizi bile fark edemediniz. Pahalı deterjanın daha iyi olduğuna kendinizi inandırdınız. Bunu biz yapmadık. Biz bunu istesek de yapamazdık. Bunu siz yaptınız. Kendi kendinize... isteyerek...

 

Fark görünenin içinde değildi. Çünkü görünen yüzüyle kutunun içindeki granüller aynıydı. rengiyle, kokusuyla, şekliyle aynı... Fark "görünmeyenin" içindeydi. Ve öylesine inandırıcıydı ki, gerçek oldu. Çünkü artık pahalı kutunun içindeki aynı ürün gerçekten de daha iyi temizliyor. (bunu siz yaptınız)

 

Karşımıza çıkan her durum, aslında bir brief. Bu brief'e bakıp, analizler yapabilir, focus gruplara danışabilir, rakip faaliyetleri uzun uzun inceleyebiliriz. Görünen yüzünde ne varsa hepsini apaçık ortaya dökebiliriz. Ama içeriden dışarıya bakmayı beceremediğimiz her an, yeteri kadar yaratıcı bir çözüm bulamayacağımızı garanti edebilirim. Güvenin bana. Ben deneyimli bir reklamcıyım :) Görüneni herkes görebilir. Ama brief'ler farklılık üzerinedir.

...ve fark, her zaman görünmeyenin içindedir.

 

 

 

 

 

 

YENİ BİR (RED)

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
22
May


Bugaboo, (RED) ailesinin en yeni üyesi. Bugünden itibaren elde edeceği toplam cironun %1'ini Afrika'daki Aids savaşına katkıda bulunmak üzere harcayacak. Bir süredir devam eden reklam kampanyasının son posteri gerçekten (RED) Ünlü top model Natalia Vodnianova'nın poz verdiği bu posteri paylaşmak istedim.

BURSASPOR MARKASI

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
22
May
Dün gece Beyaz Show'da, program akışı sürerken Bursa'ya bağlandılar. Gece yarısını geçiyordu. Dışarıda hava 10 derece. Beyaz'ın önemli bir konuğu vardı. İç mekan'da sinyal alamadıkları için dış mekana stüdyo kurmuşlar ve konuklarını orada hazırlayabilmek için 1 saati aşkın süre uğraşmışlardı. Konuk, şampiyon Bursaspor'un başkanı İbrahim Yazıcı'ydı. Saatlerce beklediği yayın için son 45 dakikayı dışarıda soğuğun altında beklemişti. Nihayet yayına alındığında sitem bile etmedi. Sorulan sorulara içtenlikle ve güleryüzle cevap verdi. Bursaspor'un marka iletişimine büyük katkısı bulunan başkan'ı takdirle seyrettim. Aslında herşey, işte bu kadar basit.
Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<December 2020>
SMTWTFS
293012345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
Bağlantılar