IN GOD'S COUNTRY...

Etiketler : nero Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
11
Jul

Haftalar önce kahvemin yanında getirdikleri, içi hindistan cevizi dolu minik bir kek bu kadar lezzetli olmasaydı, bu sabah Nero'nun yolunu tutmayacaktım. Sabahın 7'sinde uyandırılmasaydı, o da öyle...

...ama artık hepimiz biliyoruz ki "Everything is connected". Ajandalarımıza not etmemiş olsak bile, bu bir randevuydu ve iyki bu kadar lezzetliydi, iyki 7'de uyandırıldı.

Çok uzak bir ülkede yaşayan bu kadın, yavaş yavaş bu topraklara yerleşiyor. Kolay olmayacak tabi. Başka bir dünya, başka bir lisan.

O konuşurken fark ettim ki, aslında ne anlattığınızın değil anlattıklarınıza ne kadar inandığınız önemli. Anlattıkları etkileyiciydi. Çünkü onlara inanmıştı - bunu gözlerinde görebiliyordunuz. Böyle olunca ne anlattığının da çok önemi yok tabi ki. Bir şeye inanan birinin (özellikle de bir kadının) o doğurgan enerjiyle anlattığı herşey gerçek olur. Tabi o meşhur tuzağa düşmezse... Düşlerini ertelemez ve başkalarının safsatalarına kanıp aşağı düşmezse...

Bu yazıyı okuyacağına eminim. Sabah söylemeye fırsat bulamadığım şeyi burada yazayım. Burası harika bir ülkedir. Toprakları bereketli, suyu toksinlerden arınmış.

 

CANAN YOLAÇ

Etiketler : canan yolaç mıknatıs yasası Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
10
Jul


Çok değerli Canan Yolaç'ın, bugün habertürk gazetesine yer alan söyleşinden bir kesit. Başkalarının söylediklerini genellikle buraya kopyalamam ama o, başkası değil.

"...Teşekkür etmek aslında bir şeye sahip olduğunuzu kabul etmek demektir. Mıknatıs yasası bunu gerektirir. Param yok diyeceğinize, sahip olduğunuz her kuruş için evrene teşekkür etmelisiniz. Beyin sanıldığı gibi akıllı değil, ona ne verirseniz doğru sanıyor. Televizyonda acıklı bir film seyrettiniz diyelim. Siz biliyorsunuz onun bir film olduğunu ama iç benliğiniz bilmiyor. Onun önemsediği şey seyrettiğinizde hangi duyguyu ürettiğiniz. Sonrasında da size artık sürekli o duyguları sunacak. Yani hep acıklı filmler seyreden bir insanın hayatında hep acı, hep dram olacak. Bu kadar net. Size tavsiyem şu: Başkalarının kötü hikâyelerini, dertlerini dinlemeyin. Bencillik değil bu, insanlar da dert anlatmasınlar zaten. Dert ne ki? Kendi yarattığımız bir şey. Sadece safsata..."

SOLDAKİ İLK ODA

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 1 Yorum
5
Jul

Anadolu yakasının ucuna kadar uzanan E5, zarif bir kıvrımla sizi olağanüstü bir binanın önüne taşır. İçeride onlarca insan çalışır. (Bazıları diğerlerinden daha fazla...) Arka kapısından girerseniz eğer, merdivenleri çıkın, soldaki ilk odaya bir göz atın. Yorulmak bilmeyen güzel bir kadın, ne kadar baskı altında yaşanırsa yaşansın o saatler, bugünlerde az rastlanır bir gülümsemeyle karşılar sizi.

Nurgün hanım'la tanışın. Başkan'ın sekreteri değildir o. Herkes öyle bilir ama öyle değildir. İşler ne kadar ters giderse gitsin, baskı ne kadar artarsa artsın, bu toprakların en sadık, en dirayetli, en güleryüzlü lacivertlerinden biridir. 12 yıldır tanırım, her geçen gün gençleşir. Aziz bey de alışmıştır o'na. Birgün uzak kalsa masasından, herkesden çok özler.

Geç saatlerde dönüyordum bir gün. Saracoğlu'nun önünden geçerken, tanıştığımız ilk gün geldi aklıma. Bunca zaman neden tek bir satır bile yazmadığımı düşünüp utandım. İşte eksik cümlelerimle Nurgün hanım !

 

 

Kazanmak Herşey(mi)dir !

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
4
Jul

Amerika'da yaşayan bir dostumuz var. Bir ev satın aldı. İyi bir yatırım olduğunu düşündü. Nezih bir muhit, belirli bir seviyenin üzerinde insanlar, eğitimli ve nazik komşular hayal etti. birkaç dakika önce öğrendim; apartman toplantısına katılması için bir başka dostuma rica etmiş. Malesef o da katılamamış ama toplantının detaylarını ertesi gün gazeteden takip etmiş : 2 ölü, birkaç yaralı...

Bir apartman toplantısında, aynı evde oturan insanlar arasında çıkan bir tartışma 2 kişinin hayatına mal olabilir mi? Öfke kontrolünün önemini görebilin diye paylaşıyorum. Siz siz olun, inandıklarınızı çok hararetli bir ses tonuyla dile getirmeyin sakın !

Bu dramatik örnek... (belki çok abartılı gelebilir ama gerçek.) ...bütün abartısına rağmen, son zamanlarda çok sık karşıma çıkan sahne kesitlerini anımsattı. Bir toplantıda, benzincide ya da neşeyle başlayan bir öğle yemeğinde, bakış açımıza sadece 1 derece bile uzak kalan bir karşı fikir nasıl da kanımızı kaynatmaya yetiyor. Herşey tam istediğimiz gibi olsun istiyoruz. Buna bile karşı çıkacaksınız belki... ama gülümseyin ve dürüst olun. Sizin için de öyle :)

Derin bir nefes alıp, içeriye doğru bir yolculuğa çıkabilmek lazım bu durumlarda. Ama nasıl olacak bu iş ? Önce kazanmalı sonra nefes almalıyız. Kazanmak her şeyden önemli. Kazanmak isteriz her oturumu. Her defasında zaferle ayrılmak isteriz Trafalgar meydanından. Bu yazının "şöyle yapalım"ı filan yok. Napolyon olmak isterim ben de. sakin sakin yazarken herşey kolaydır ve benden bir milimetre uzaktaki bir inanç, hararet altında gayet zor gelir bana da.

Büyük bir kurtarıcım var neyseki... O'nun sayesinde bulurum nadir bulunan insanları. Savundukları en tutkulu fikrin ortasında iyi niyetli bir fısıltı, tam karşı kıyıdan esse de durdurur, gülümsetir onları. Başkalarının karşı fikir dediklerini alır zenginleştirirler zaten zengin kalplerini. Böyle biriyle buluştum bugün. Yazmaya niyetim yoktu ama apartman kavgasını dinledim başka bir dostumdan, yazasım geldi. Bu ozel insanların şerefine olsun bu yazı, bizi olduğumuzdan daha iyi gösteren "çok özel" insanlara...

 

too small for smoking

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
3
Jul

 

Reklamcilik tarihini hep 2 bölümde izlemişimdir: BJH - AJH (John Hegarty'den önce ve sonra) BBH'in geçen hafta yayına giren "All enclosed places are too small for smoking" adlı kampanyası, klasik bir Hegarty. Bir örneğini görün istedim.

SUNAK TEPESİ

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 2 Yorum
30
Jun

Çeşme'deydim. Güneşten önce kalktım. Uyandım. bunu yazdım. Bir köy evindeydim. Tek renk yeşil, tek ses kuş. Yaz sabahı ama sabahın 5'i. O kadar da sıcak değil yani. Tesadüf bu ya, üzerimde de yeşil bir battaniye. Zamanın peşinden sürüklenen bir adam için zamanın durduğu bir ülke.

Misafirim, yeryüzünün en geniş kalpli insanlarına. Başkaları eski diyor, ama her gün yenilenen bir başkanın evine. Buraya gelen herkes bunu yapar mı bilmem, yapmadan edemem, bir isim takmali bu comert mekana. Sunak Tepesi diyesim geldi. Bu saatte gelene karşı konulmaz herhalde. Okudugum bir kitaptan ödünç alsam bile...

Hergün toplantı, her an çözülesi bir problem. Oysa burada fark ediyor insan. Hergün sessizlik, her an seni yormadan önüne kadar gelen bir çözüm. Hayatı nasıl da tam tersinden yaşamaya alışmışız. Ama öyle olmasa fark edilir mi böylesi bir cennet ? Sıradan gelmez mi her paha biçilmez bir nimet ?

Çeşme'ye iş için geldiği sanmıştım. Yanılmışım. Yanılmak hiç bu kadar heyecan verici olmamıştı.

Şükranlarımla...
Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<December 2020>
SMTWTFS
293012345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
Bağlantılar