On first of September, His highness - Prince of Malaysia - Raja Ashman Shah has honoured our agency. We thank him for this unexpected and overwhelming gesture.

Our sports marketing team did not of course miss this opportunity and presented him with signed vest of Fenerbahce FC.

ÇANAKKALE...

Etiketler : çanakkale 30 ağustos Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
30
Aug

Çanakkale savaşı, tarihe "centilmence savaşılan en son savaş" diye geçmiştir. Olağanüstü şartlarda inançlarına ve karşı tarafın inançlarına ölesiye saygılı 2 benzersiz taraf.

Savaşın en hararetli günlerinden birinde, bir Yeni Zelenda gazetesinin manşeti :

"...Türkler hastanelerimize ateş etmiyor ve zehirli gaz kullanmıyorlar. Mertçe savaşıyorlar ve şüphe yok ki sonuna kadar böyle savaşacaklar..."

ve 10 Mayıs 1915 tarihli bir Zelenda askerinin günlüğündeki not :

"...çok yorgunum. yağmur bardaktan boşanırçasına yağıyor. Çamur yığını içinde ölü gibiyim. İyice çamura batmamak için ölülerin üzerinde oturuyorum. Ama şimdi gidip Türk askerlerini gömmeliyiz. Tıpkı onların bizim askerlerimize yaptıkları gibi..."

bir de, sınıra teçhizat almak için gittiği lastik atölyesinin sahibi, karşılığında para isteyince, bir kağıt parçasının üzerine bir not yazan yüzbaşı'nın hikayesi geldi aklıma. Şöyle yazmış senedin üzerine :

"...Bedeli, şehit kanlarıyla ödenecektir..."

Bu özel günleri pas geçmek gelmiyor içimden. Modern dünyaların plastik gerçeklikleri içerisinde kaybolmak bu kadar kolayken, arada bir hatırlamak lazım. Bu ülke birkaç saniye önce kurtarıldı. Büyük fedakarlıklarla, dürüstlükle ve insanlıkla.

Hatırlamak lazım.

NEFES ALMAYA BAŞLAMAK...

Etiketler : nefes alma teknikleri Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
26
Aug

 

biri size dokunur, nefes almaya başlarsınız. O hayatınıza girmeden önce de "hareket" ve "rüzgar" vardır ama başka bir şeydir şimdikisi.

O dokunuş olmasa fark edemezsiniz, güzel bir hayat yaşadığınıza inandırırsınız kendinizi. Herşey yerli yerindedir. arkadaşlar, sohbetler, akşam yemekleri, tropik tatiller... O dokunuş olmasa, böyledir dersiniz, hayatım yerli yerindedir.

Siz izin vermezseniz dokunamaz kimse size. ama izin vermemek elinizde midir her zaman ? İçeride, derin beyazlarda bir sinyal yola çıkmıştır artık. Dokunan da bu sinyalle sizi bulur zaten. Siz uzak dursanız, hatta çok dikkatli olsanız, duvarlarınızı sımsıkı örseniz fayda etmez. O sizi bulur.

Size böylesine dokunan biri, yıllar önce dokunmuş olamaz. O size şimdi dokunur. geçmişi geleceği yoktur böylesi kimyanın.

Komada yıllarca kalmış bir hasta gibisinizdir ama herşey yolunda zannedersiniz. Bu en kötüsüdür ama biri size dokunmazsa... çok geç olana kadar herşey yolunda zannedersiniz. Yıllarca komada olan bir hasta nasıl olur da birden nefes almaya başlar bilir misiniz ?

Biri o'na dokunur.

 

 

 

Görmemiş olabilirsiniz. Izmir'li bir dostumuzun özel koleksiyonundan. Yanılmıyorsam Fissenger'in Haziran ayı tetkikinden hemen sonra. Yatak ve şezlong istirahatinin zaruri kılındığı Haziran 38 günlerinden...

Bu kişisel bir yorum biliyorum ama gözlerinde yorgunlukla beraber derin bir hayal kırıklığı. Oysa hala yapacak ne çok şey var.

At sırtında kat edilmiş 8000 km yol. dinlenmeye vakit yok. durup da ters giden şeylere hayıflanmak yok. korkuya hiç yer yok.

Rütbelerini söküp atmış, sadece düşmana karşı değil dünyaya karşı kendini yalnız bırakmış ama yatılı bir koğuşta kurduğu ölümsüz bir düşü çok hızlı tamamlamış. Bu yüzden de artık yaşlanmış.

Keşke... diyesi geliyor insanın. Keşke bu kadar hızlı yapmasaydı. Biraz yavaşlasaydı, bu kadar iyi, bu kadar inatçı olmasaydı, bu kadar benzersiz, kimsenin erişemeyeceği kadar geniş ufuklu olmasaydı. Özgür Türkiye düşü gerçek olmadan asla ölmeyecekti ya, o zaman daha uzun yaşardı. Bu resim bu kadar hüzünlü olmazdı, bir yerlerde at üstünde, uzakları seyrediyor olurdu.

Ben spor'a düşkünümdür ya, Kurtdereli'ye yazdığı bir mektupla bitireyim :

"...Kurt Dereli Mehmet Pehlivan,

Seni, cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivanı tanıdım.

Parlak muvakkatiyetlerinin sırrını şu sözlerle izah ettiğini de öğrendim;

"Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürüm"

Dediğini en az yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü, Türk sporcularına bir meslek düsturu olarak kaydediyorum. Bununla, senden ve sözlerinden ne kadar çok memnun olduğumu anlarsın..."

Gazi M. Kemal

 

IF...

Etiketler : what happens now Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 3 Yorum
19
Aug

"What happens if nothing happens ?"

 

 

 

BLINK !

Etiketler : blink bestseller Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
18
Aug

 

Blink... ingilizce'nin en haylaz kelimelerinden biri olmasının yanısıra, şu sıralar başucumunda duran kitabın adı. "Düşünmeden düşünebilmenin sırrı"

Sır'lar hakkında şöyle bir şey duymuştum; Bir sır sana açılacaksa, zamanı gelmiş demektir. Hangi formda gelirse gelsin, açılacaktır. ister bir dostun söylesin, ister bir kitapta oku, zamanı geldiyse açılacak demektir. (ve zamanı gelmediyse eğer, olabilecek en açık şekilde gözlerinin önünde şekil bulsun, gene de sır, sır olarak kalacak, anlayamayacaksın)

Blink, bir çok tanınmış insanın hayatlarından kesitler vererek, perdenin açılış anını fark edebileceğimizi öneriyor. "Thin slicing" diye de bir metod keşfetmiş. Tercümesi kolay değil. Denemeyeceğim bile.

Kitaba konuk olmuşlardan biri, ünlü para mimarı George Soros. Bugüne kadar yüzlerce röportaj, binlerce açılış konuşması yapmış ve her defasında o değişmez soruyla karşı karşıya gelmiş: Paranın sırrı nedir ? Nasıl oluyor da borsa tersine dönmeden hemen önce siz yatırımlarınıza farklı bir yön vermeyi başarıyorsunuz? Krizden önceki son istasyon neden her zaman sizin kontrolünüzde ?

Soros şöyle diyor : "Bunu soranlara deneyimden, teknik analizden, güçlü bir kadrodan bahsederek cevap vermek mümkün ama gerçek şu ki, sırtıma bir ağrı saplandığında, paramın yönünü değiştirme zamanımın geldiğini bilirim. Mantıkla tercüme edilir bir şey değil bu. Benden başkasının yatırımına ışık tutabilecek bir formül de değil. Ama ben, kendi kimyamdaki değişikliğin lisanına vakıfım. Bu sırt ağrısı kriz rüzgarının habercisi. Nasıl'ını sormayın. Bilmiyorum ama hissediyorum. Vücudumdaki değişikliğin neye işaret ettiğini bilirim. İşte size sır'rım. Ama bu benim sır'rım. Para'nınki değil."

Kitap, okuduğunuzda öğrenebileceğiniz sır'larla dolu değil. Kitap, hayatınızın bir sır kodu olduğunu anlatıyor ve bunu sizden başka kimsenin çözemeyeceğini. Aynı zamanda kendi hayatınıza çok daha dikkatle bakmanızı, daha ince bir gözlemci olup, daha derinlere inmenizi, kendinizi tanıdığınızda, her an size verilen sinyallerin ne anlama geldiğini kavrayabilmenin mümkün olduğunu söylüyor.

 

Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<December 2020>
SMTWTFS
293012345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
Bağlantılar