adidas, tutkunun olduğu her yerde karşımıza çıkmaya devam ediyor. Son olarak, yeşil sahaların tozunu attıran Xavi'nin başrolde olduğu viral videosu ile dikkat çekiyor.

Xavi videosuna bu linkten ulaşabilirsiniz.

Tüm dünyada yalnızca Intersport'a özel tasarlanan ve sadece Intersport mağazalarında satışa sunulan adidas adipower Predator® koleksiyonunu Xavi test edip onaylıyor. İşte bu yüzden slogan: "Yeni adipower Predator®'ün gücüyle topa hâkim ol. Tıpkı Xavi gibi".

adidas adipower Predator® Intersport özel koleksiyonu, A Milli Futbol Takımı oyuncusu ve Galatasaraylı futbolcu Selçuk İnan'ın da tercihi.

üstelik 30 Ekim 2011'e kadar sadece Intersport mağazalarında bulunabilen adidas adipower Predator® Intersport özel koleksiyonundan alışveriş yapanlara bir adet de futbol topu hediye ediliyor.

Daha fazla bilgi için www.intersport.com.tr


Bir bumads advertorial içeriğidir.

Deron Williams, Sasha Vujacic, Thaba Sefolosha, Darius Songalia... Durun. Henüz bitmedi; Mehmet Okur, Semih Erden, Ersan İlyasova...

Lig başlıyor ve sanki sıradan bir sezonmuş gibi sessiz karşılıyoruz o'nu. Oysa olağanüstü bir lig başlıyor. Bir çok "marka" oyuncu, Avrupa'nın çeşitli liglerine dağılmış olabilir ama, ben kendi ligime bakarım. Benim lig'im hiç bu kadar pırıltılı olmuş muydu ? Basketbolu canlı seyretmem için hiç bu kadar çok sebebim var mıydı ?

Fenerbahçe'liyim ben. Lakin bu sezon, Deron için siyah beyaz. Sasha için lacivert beyaz olacağım maçlar var, formalarım hazır şimdiden… renkler teferruat olunca basketbolu tutacağım.

İşte bu yüzden anlayabilmiş değilim Efes'i, Fener'i, Kartal'ı, Cimbom'u. Anlayabilmiş değilim basketbol seyircisi için neden hiç bir efor harcamadıklarını. Oysa hiç bir bedel istemeden yardımlarına koşacak dostları var her birinin. Bir tanesi de benim.

NBA ligini benzersiz kılan "yetenekler" olduğu kadar "organizasyon becerisi" dir. öyle değil mi ? Oyunu bu kadar heyecanlı kılan, sosyal yaşantının en renkli detaylarından biri yapan şey, takımların ve marka sahibinin ortak organizasyon sinerjisidir. Los Angeles'ta önemli bir iş bağlantısının ödülü bir kenar koltuk biletidir. Erkek arkadaşına esaslı bir sürpriz yapmak isteyen genç kadın için, Knicks bileti bulunmaz bir jesttir.

Anlıyorum. Bu bir kültür meselesi ve uzun yıllar alır ama bu kültürün en önemli muhteviyatı, oyunun en parlak yıldızları, bu sene burada.

Gönül ister ki, ligin patronları, uzun vadeli bir basketbol seyircisi yaratabilmek için kullansın bu fırsatı.  Basketbol, futbol seyircisine mahkum olmasın, kendi tutkulu seyircisini yaratsın. çok geç kalmadan yapsın bunu.

...çünkü ellerindeki bu ılık fırsat, sezon ortasında aynı uçağa binip gerisin geriye dönebilir.

DOLAP

Etiketler : beyaz dolap beyaz gömlek Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
16
Oct

 

Uyandım. Karşımda kocaman bembeyaz bir dolap. Duvardan duvara, yerden tavana, tam 4 büyük parça, dümdüz, pürüzsüz, dekorla uyumlu bir dolap. (Kapıları kapalı bir dolap.)

Kalktım. Kapılarını açtım. Her birinin içinde raflar, rafların üzerinde bir tarafta beyaz, bir tarafta rengarenk t.shirt'ler, kazaklar. çoraplar... Yanlarında gömlekler, pantolonlar, takım elbiseler, kravatlar...

Bazıları ütülü, bazıları ütüye muhtaç. Bazıları katlanmış, bazıları katlanmaya muhtac. Bir hırka var mesela, gömleklerle karışmış, sinsice saklanmış.

Düşündüm. Bir davete gidecek olsam, ütülü sandığım gömleği bile yeniden ele alır, takım elbiseler içinden bir tanesini seçer, ince eler, sık dokurum. Böylesine bir davete giyecek bir şeyim var mı - huysuzca bakınırım.

Kabul ediyorum - bu defa fazla ileri gittim. Lakin kendi içimdeki dolabın yanı başına gittim. Dışarıdan bakıldığında kocaman, bembeyaz bir dolap. Duvardan duvara, yerden tavana... oysa içeride ne çok dağınıklık var, biraz ekşittim suratımı, seyrettim.

Gitmişken biraz daha gittim. Her nefes alışım önemli bir davetmiş. Gördüm.

...

Bu sabah, dolabımın içindeki her kumaş parçasını, her aksesuarı, yeniden gözden geçirmeye karar verdim. Kuru temizleyiciden gelen o ütülü beyaz gömleğe de, bir kez daha bakacağım.

 

 

 

we are dreaming ?

Etiketler : inception ariadne cobb dreaming Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
13
Oct

 

Cobb: You create the world of the dream, you bring the subject into that dream, and they fill it with their subconscious.

Ariadne: How could I ever acquire enough detail to make them think that its reality?

Cobb: Well dreams, they feel real while we're in them, right? It's only when we wake up that we realize how things are actually strange. Let me ask you a question, you, you never really remember the beginning of a dream do you? You always wind up right in the middle of what's going on.

Ariadne: I guess, yeah.

Cobb: So how did we end up here?

Ariadne: Well we just came from the a...

Cobb: Think about it Ariadne, how did you get here? Where are you right now?

Ariadne: We're dreaming?

İki ekonomist'in arasında kalınca, konu ister istemez "para" olur sandım, Dolar'ı sordum.

Ne soracağımı bilemedim, öylesine sordum. Benden akıllı bir finans sorusu çıkmaz ki...

Yazdan ödünç alınmış lacivert bir Ekim gecesi, çok güzel bir bahçede, bu iki ağır top'u karşıma alınca, mümkün olan en tok sesimle, "ne olacak bu dolar'ın hali?" deyiverdim.

Dolar biraz daha çıkarmış, sonra inermiş, sonra gene buralarda gezinirmiş. Asıl önemli olan gezmek, tozmak, anlamakmış. El elden üstünmüş, Bu otel ne kadar güzelmiş, Türkiye'ye daha sık gelinmeliymiş, Amerikalılar Türklere pek benzermiş, bu ülkeye nazar değmesinmiş onu öğrendim.

Gece boyunca garsonların tanımadığı tek misafir olmanın tadını çıkarttım. (Teşekkür ederim Evrim :)

Başarısız olma korkusu...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
8
Oct

“Bir düş'ün gerçekleşmesini imkansız kılan tek şey vardır; Başarısız olma korkusu..."

En sevdiğim kitabın satır aralarına gizlenmiştir bu cümle. Hani bir kitabı elinize alırsınız da ikide bir "Evet ya... Evet ya..." dersiniz ya, işte öyle bir kitaptır "simyacı." Çocukluğunuzda okumuşsunuzdur, sonra büyüdüğünüzde, sonra büyüdüğünüzü zannettiğinizde, sonra "daha çok yolum var" dediğinizde...

Her defasında dans eder kelimeler, lezzet katar hayatınıza. Yolculuğu bilen birilerini buldunuz mu bırakmak istemezsiniz. Sanki 2 günlüğüne Paris'e gitmişsinizdir, Champs Elyses'nin ortasında çocukluk aşkınızı bulursunuz.

Hayal kurmakla "düşlemek" arasındaki farkı keşfettiğinizde mutlaka hatırlatır bu cümle kendisini. Düş kurmak "committed" olmayı gerektirir ya, yolculuğun sonunda seni ne beklerse beklesin pes etmemeyi öğretir ya, hani bütün dünya sanki sizi düşünüzden uzak tutmaya çalışır ya, işte o zaman Coelho'nun, bu kutsal kitap kopyası cümle gelsin aklınıza. Düşünüzün gerçekleşmesinin önünde duran o şüphe dolu duygu - başarısız olma ihtimali - korkudur. 

Bir kitap yazıcam deyip de yazamamak ya da kitabı yazsa da kendi kitabını yazamamak, asla bir düş tohumu değildir. Olsa olsa pratik, buruk bir denemedir. Como gölünde kocaman bir ev hayal etmiş, Patogonya'da bir gecekondu yapmışsınızdır. "Düş" ince detaylara kadar nakşedilir.

...ama gün gelir, zihninize bir tohum ekilir, bütün hücrelerinizle yapmak zorunda olduğunuzu hissettiğiniz o gizemli vazgeçilmez çıkarsa karşınıza, başarısız olmaktan sakın korkmayın. Her şeyi yazan El, sizi yalnız bırakmayacaktır.

Bu sakin cumartesi akşamı, benimle yeniden buluşan Paola'ya minnettarım :) Beni okuyan herkese de büyük bir düş dilerim :) Karşınıza çıkan herkese ve herşeye alıcı gözüyle bakın, işaretlerin dilini çözebilirseniz, zihninize görkemli bir tohum ekebilirsiniz.

sevgiyle...

Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<December 2020>
SMTWTFS
293012345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
Bağlantılar