Burası Roma. Burdan çıkış yok.

Etiketler : Roma Turizm Bakanlığı Princibi colosseum Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
8
Oct

Burası Roma. Burdan çıkış yok.

Bir gün sürmez bir iş için gittim Roma’ya.
3 gün kaldım - çok şey öğrendim.

Her tarafı özenle korunmuş, iyi etiketlenmiş, iyi pazarlanmış ve sanki müzeler, kiliseler, sergiler (hatta Vatikan bile) dikkatlice, yürüme mesafesinde yerleştirilmiş, harika bir turizm modeli.

Colosseum da olsa, Papa da olsa ilk durağınız… farketmez. Sabah saat kurup kalkmalısınız. 9’a kaldınızmı amansız bir kuyruk sizi bekler. Karaborsacı İrlandalılara para kaptırmak istemiyorsanız, erken kalkıp çok yolalmalısınız.

İnat ederseniz eğer, toplam 14 görülesi yeri ve 4 café’yle bir mükemmel restaurant’ı sabahın ilk saatlerine kadar bitirirsiniz.

Sonra da dönersiniz Principi’ye… O harika bahçede düşünürsünüz: Anlatmakla olmaz. Bakanlıktan adam göndermekle bile olmaz. Kendisi gelecek sayın bakanımın. Bir turist gibi gezecek, çaresizce verecek 12 Euro’yu beşamel soslu averaj bir fettucine’ye. O otobüslerden birine binecek, gezecek karış karış bu labirent şehri. Burası Roma. Burdan çıkış yok (para harcamadan)

               

Fenerbahçe Başkanı Aziz YILDIRIM

Etiketler : Fenerbahçe Başkan Aziz YILDIRIM Alp Üstüngör Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
8
Oct

“Sn. Alp Üstüngör'le tanışmamız, katıldığım ilk başkanlık seçimlerinden hemen önceydi.1998 yılından beri kendisiyle çalışıyoruz. Son kongre'de 10+3 diye adlandırdığımız çok başarılı bir seçim çalışmasını kendisi hazirladi, birlikte yürüttük. Fenerbahçe'yi Türkiye'nin en değerli markası haline getirmek istiyoruz. Bu yüzden bu dönem daha yakın ve sürekli bir ilişkimiz var.

Birbirimizi çok iyi tanırız, güvendiğimiz, işinden memnun olduğumuz bir dostumuzdur. Ne zaman ihtiyacımız olsa yanımızdadır. Bizi bir müşteri gibi görmez. Bizim fark edemediğimiz şeyler olursa bizi uyarır. Gazetede bir haber görür, hemen gelir bize bir şeyler anlatır. Giydiğimiz kravata da fikir verir, kurduğumuz cümlelere de. Ama müdahale etmeden, bizim iyiliğimiz için, Fenerbahçe'nin çıkarları için yapar. Biz o'nu bir şirket olarak görmüyoruz. Fenerbahçe'nin bir parçasıdır.

Böyle bir profesyonel hizmet alan yegane kulübün Fenerbahçe olduğunu düşünüyorum. Ama bütün büyük kulüplerin dışarıdan bakan bir göze ihtiyacı var çünkü artık spor kulüpleri sürekli gündemde olan, hakkında yazılıp çizilen dev markalar. Eminim ileride bizim bu çalışmamız diğer kulüplere de örnek olacaktır. ”

Fenerbahçe Asbaşkanı Ali KOÇ

Etiketler : Ali Koç Fenerbahçe 10+3 Alp Üstüngör Kategoriler : Kategorilenmemiş Yorumlar : 0 Yorum
8
Oct

Alp Bey ile Başkanımız sayesinde tanıştık. Kendisi geçmiş seçimlerde Başkanımıza iletişim danışmanlığı hizmeti verdiği gibi bu seçimde de görev aldı. Geçtiğimiz ay gerçekleşen kongreden yaklaşık 3 ay önce kongre stratejileri ve iletişim planları üzerinde beraber çalıştık. Kulüpte kurumsal iletişimden sorumlu olduğum için kendisini yakından tanıma imkanım oldu.

Bu son şeçim için 10 + 3 kampanyasını  geliştirdi ve bunda da çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Zira ülkemizde ne yazık ki yapılan başarılı işler, harcanan çabalar çok çabuk unutulabiliyor. Bu bağlamda, Fenerbahçemizin son 10 yılda nereden nereye geldiğini, bundan sonraki 3 senelik dönemde neler hedeflendiğini kongre üyelerine iletmek çok doğru bir yaklaşımdı.

Alp Bey, çok kolay iletişim kurabilen biri. Temasta olduğu herkesle arası iyi. Düşündüğünü söyleyen, inandığı yolda hareket eden, şeffaflığa inanan aynı zamanda da son derece ketum  bir tarzı var. Neyin gizli kalması neyin iletişimi yapılması gerektiğini gayet iyi kavrıyor. Medyayı, medyadaki dengeleri okuyabilme ayrıca medya mensuplarıyla sağlıklı ve kuvvetli ilişki kurabilme kabiliyetine sahip.

Kendisiyle pek çok konuda ortak düşündüğümüzü ve dolayısıyla rahat anlaşabildiğimizi gördük. Kendisine katıldığım konuların başında ise Fenerbahçe markası ve Fenerbahçe markasının yönetimi gelmektedir. Hem kulübün hem de sporcularımızın marka yönetimine büyük önem veriyor. Bu doğrultuda, ileriye dönük olarak Alp Bey ve ekibi ile enteresan çalışmalarımız olacağını düşünüyorum.

HP considers this new era to be extremely sensitive  and what's probably the most important nowadays is the shopping experience of the technology buyer under the influence of todays revised dynamics. We need to revisit the way we do business. Consultants who can look at all angles of the purchasing process will have a better input to our strategies. We've been working together for sometime now and we have genuine belief the quality of our workforce especially under the trade marketing umbrella will be one of the success passages because the face of HP is at the hands of trade marketing - the better they are, the better we are. 

YILDIRIM'IN İMAJINI TAZELEYEN ADAM

Son Fenerbahçe Olağan Genel Kurulu seçimlerinde Aziz Yıldırım'ın sakin tavırları dikkat çekti. Kulübün geleceğine odaklanan başkan imajı beğeni topladı. İşte bu görüntünün arkasında güçlü bir imaj danışmanlığı hizmeti yatıyor. İmaj danışmanları çalıştıkları insanların kamuoyu ve basın önünde vermek istedikleri mesajı doğru aktarmalarına yardımcı olan uzmanlar. Bazıları bu hizmeti aldığı kişileri danışmanım bazıları dostum bazıları da yardım istediğim ekibim diye tanıştırıyor.

İmaj danışmanlığı serüveni 13 yaşında eğitim için İngiltere'ye gitmesiyle başladı. Hayalini kurduğu reklamcılık dalında eğitim aldı. 25 yaşında Türkiye'ye döndükten sonra bir ajansta işe girdi. Başarı ve şansın yardımıyla Turgut Özal'ın imaj danışmanlığı grubunun içinde yer aldı. Politikacıların farklı yönlerini gösteren “İcraatın İçinden” isimli dönemin önemli programlarından birinin yazı kadrosunda bulundu. Kariyerinin dönüm noktası Aziz Yıldırım'la tanışması oldu. 1998'de pek çok kişinin Vefa Küçük'ün kazanacağını sandığı seçimi Aziz Yıldırım'ın bir oy farkla kazanmasında perde arkasındaki ismin o olduğu söylendi.

Bilinen tüm doğruların yeniden sorgulanmasına sebep olan kriz bunu yaparken reklam sektörünü es geçmedi. Coca-Cola, P&G gibi dünyanın en büyük reklam devleri bile bazı yurt dışı operasyonlarında reklam ajanslarıyla olan ilişkilerini yeniden gözden geçiriyor performans odaklı sistemler kurmanın yolunu arıyor.

Dünyada bunlar yaşanırken Türk reklamcılık sektörü ise hâlâ ufak “komisyon” hesaplarının içinde can çekişiyor. Ancak görülen o ki krizle yerinden oynayan taşlar bir daha asla eski yerine oturmayacak. 2001 krizinden bu yana konuşulan “yeni bir sistem” arayışı şimdilerde somut bir aksiyon beklentisine dönüştü. Özetle Türk reklamcısı değişim istiyor. Komisyoncu olarak görülmek istemiyor. Peki ama bunun için elini taşın altına sokmaya hazır mı? 

Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<February 2012>
SMTWTFS
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829123
45678910
Bağlantılar