SARILINCA OLUYOR...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
15
Sep

Ruhan'la buluştum. Sonra... bir bahçeden içeri girdim. Çocuklarım 3 aylıktı. Havuzdaydılar. Aylardan Temmuz'du. Köylerden Bayramoğlu. Sarıldım. Eve götürdüm.

Bir tünel'in başındaydım. İçeri girmedim. Ama gene de kayboldum. Merve'ye gittim. Ya da Sefa'ya. Bir adam geldi. Adı Hasan'dı. Sarıldı bana. Aylardan Haziran'dı. Bulundum.

Sabahtı. Uyandım. Salona geçtim. Bir adam vardı. Benden çok önce uyanıktı. Bir resim çizdi kağıt parçasına. Bin resim çizdi anılarıma. Aylardan Nisan'dı. Günlerden Bugün. Sarıldı bana. Hatırladım. 

Bir kadın vardı. Herkes işine gitti. Bazıları okuluna. Aylardan Şubat'tı. Üzerinde altın sarısı güller vardı. Bir fincan çıkardı. Sarıldı bana. Earl Grey tadında kucakladı.

...ve bir kadın vardı. Hak etmediğim bir iltifatla, taa buralara sürükledi beni. Kendi zaman tünelime. Anı koleksiyonuma. Geçmişe ve geleceğe... 1 saatte onlarca ülke dolaştım. Yüzlerce insanla tokalaştım. Gezdim. Tozdum. Rüya gördüm bir Efendi'min rehberliğinde.

Hepsi bugün oldu. Sarılınca oldu. Bir bahçeden içeri girince oldu.

 

 

 

YANLIŞLIKLAR VE DOĞRULUKLAR ÜLKESİ...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
31
Aug

"Yanlışlıklar ve Doğruluklar ülkesinin ardında bir tarla var. Seninle orada buluşacağım."

Mevlana Celaleddin Rumi, hayatımda okuduğum en bitmez tükenmez şiiri, bu satırın içine yazmış. En unutulmaz yolculuğu, en heyecan verici randevuyu, en göz kamaştırıcı buluşma noktasını...

...gidebileceğiniz en uzak kasabayı. 

Başkaları biz'iz. Biz de başkaları...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
28
Aug

Hayatımız boyunca başkalarının hoşuna giden şeyleri yapabilmek için çabaladık. Başkaları diye bir şey olmadığı için, onlar çok fazla, çok değişken, çok talepkar, çok çabuk fikir değiştiren, kalabalık ve karmaşık bir cemaat oldukları için... bir türlü beceremedik. Onları hiç mutlu edemedik. Hoşlarına giden şeyi bulamadık, öğrenemedik. Çok yorulduk, fedekarlık yaptık, kırıldık, döküldük, elimizden gelenin en iyisi bile yetmedi...

Artık mutlu olmanın zamanı gelmedi mi ? Bugün o gün değil mi ?

Başkaları için yaşamaktan vaz geçip, bizi mutlu eden şeyi aramak çok mu uzağımızda artık ? Çok mu alıştık, giydiklerimizin başkalarının gözünde iyi görünmesinin, kendimizi iyi hissetmekten daha önemli olduğuna ? bir yalana bu kadar mı inandırdık kendimizi ? Bir sohbet toplantısında, duymak istenilenleri söylemek, içimizden geçenleri bu kadar mı sessizliğe mahkum etti ?

Böyle mutlu olamayız. Pişmanlıklarla, endişelerle, iklemlerle boğuşup duruyorsak, kendimiz için değil, başkaları için yaşıyoruz. Üstelik "başkaları" da biziz. Onlar da aynı bizim gibi hissediyor. Bizim için giyinip, bizim için konuşuyorlar. Bizim hoşumuza gideni arayıp, içinden geleni itip uzaklaştırıyorlar. O kadar uzağa gönderiyorlar kendilerini, gece olup yatağa bir başkasıyla giriyorlar.

Başkaları biz'iz. Biz de başkaları. 

Ben, Kardeşim, Batman ve Süperman...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
7
Aug

Kuzenim var. Büyümüş. Küçülmüş. Şimdi yeniden büyüyor. Bir kalemi var. Aynısından babası bana da almış. Görünce elimde, zannetti ki kendi kalemi. O an’a kadar çok iyi geçiniyorduk. Olanlar kalemi görünce oldu. Su içiyordu. Susuzluk geçti. Kanki’yle oynuyordu. Kanki bir anda kendini yerde buldu. Dünya durdu. Hayat “pause” oldu.
 
“Benim” dedi. Bu çok etkili cümleyi çok kez tekrarladı. “Benim. Benim. Benim. Benim…” Ne kardeşim, ne ben, ne Batman, ne Süperman karşı koyamadık. Direnmek şöyle dursun, derin bir nefes bile alamadık. Kaybettiğimiz her saniye, kampanyanın şiddeti artıyordu. Gökyüzü kararıyor, denizler taşıyordu. Nihayetinde pes ettik. Kalemi de kalelerimizi de teslim ettik.
 
Kalem itinayla saklandı. (Itiraf etmeliyim ki etrafı didik didik ettim ama bulamadım.) Sonrasında rüzgar durdu. Gülücükler saçıldı. Cilveler etrafımızda dolaştı. Elimizden tutu. Elektrik mavisi gözlerini açıp kapattı. Herşey eskisi gibi oldu.
 
Şimdi bu bize neyi anlatıyor bir bakalım… İş dünyasında başarılı olmanın demek ki en az 2 kuralı var.
 
1.    İstediğin şeye sahip olmak için, kendini diğer tüm detaylardan arındıracaksın. Susamayacaksın. Acıkmayacaksın. Başka oyuncaklarla oynamayacaksın. Sadece o şeyi isteyeceksin ve o şey senin olana kadar gözün başka hiç bir şey görmeyecek.


2.    İstediğin şeyi elde ettikten sonra olan biten herşeyi unutacaksın. Ne kadar inatçı bir kampanya yürüttüğünü, kime ne çektirdiğini dert etmeyeceksin. En cilveli halinle yeni an’ın içine yerleşeceksin. Bol bol gülümseyeceksin ve geçmişin yükünü üzerinde asla taşımayacaksın.

işte bir arife günü, herkes gittikten sonra, ajansın koridorlarına yazılmış bir hikaye. Teşekkürler Ayşenil. Ne çok şey hatırlattın sen bugün bize...
 

 

 

ERKEKLER NE İSTER ?

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
2
Aug

Sessizce kurduğunuz bir cümle vardır. Kalbinizden geçen bir şey. Dekore edilmemiş, yalın ama çok gerçek. Dilinizin ucuna gelir, duraklarsınız. Kendi kendinizi dinler, duyduklarınızı beğenmez, daha iyi bişeyler ararsınız.

 

Bulamazsınız. Çünkü kalbinizden geçenler dekorasyonu sevmez. Büyüsü bozulur, başka bir şekle girer ve birden fark edersiniz... Artık kendinizi ifade edemezsiniz.

İçinizden geçen "üzüldüm" ise mesela... Bu sizi güçsüz gösterir korkusuyla başka bir cümle kurarsınız. Oysa "üzüldüm" çok güçlüdür. Karşı tarafa zıpkın gibi saplanır. Sizi güçsüz değil çok güçlü kılar. Hangi erkek, sevdiği kadını üzdüğünü öğrenir de hala ayakta kalabilir ? Bağırıp çağırsa da, çekip gitse de, çok delikanlı bir poz verse de, herkes gittikten sonra bir erkeğin başına gelebilecek en acımasız şey, kadınını tatmin edememektir. 

Bugün artık çok az kadın sahip olduğu olağanüstü gücün farkında. "Kurduğun cümleler canımı yakıyor" diyebilmek neredeyse imkansız onlar için. "Sen eve her geç geldiğinde, benim kalbim yerinden çıkacakmış gibi huzursuz" diyemiyorlar. Halbuki bir kadını bir erkekten üstün kılan en önemli şey bu değil mi ? Biz erkekleri paramparça eden şey, sevdiğimiz kadının gözyaşları değil mi ? Ağlayan kadınlardan neden hic hoşlanmayız bilir misiniz ? Çünkü nasıl baş edeceğimizi bilemeyiz. Bununla baş edebilmenin sırrını bir türlü öğrenemeyiz.

"Erkekler ne ister" diye sorsam size, çoğunuz kolayına kaçarsınız. Çocuksu cevaplarla geçiştirirsiniz. Çünkü bilmezsiniz. Yüzleşmek istemezsiniz. Yeteri kadar derinine inmezsiniz.

Erkekler, duygularını maharetle ifade edebilmenizi ister. Bunu yapabildiğiniz her an, erkeklerin dünyasını teslim alırsınız. Kayıtsız, şartsız sizin oluruz biz. En çok da bunu isteriz. 

BLUE PRINT

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
21
Jul

Bir pazar gününü, bilerek ve isteyerek evde, notebook’umun başında geçirdim. Beni tanıyanlar bilir, notebook’uma mümkün olduğu kadar uzak durmak isterim. Bir bahçem var mesela. Yeşil şortumu giyip, çıplak ayaklarımı çimlerin üzerinde gezindirmek isterim.

Sadece bugün değil, haftalardır böyleyim. Lakin, adanmışlık böyle bir şeymiş işte… Yıllardır oracıkta duran, kimsenin umursamadığı, kocaman bir şey var sanki önümde. Çoktan yapılması gereken bir şey. Yerinden oynatması kolay olmayan bir şey. Ama becerebilirsem eğer… kendime kocaman bir brownie ısmarlayacağım bir şey.

“Saatlerdir çalışıyorum” diye öfleyip puflayanlardan değilim. Saatlerdir burdayım ama gökyüzünde bir yerlerdeyim. Allah izin verirse, o koca dünyanın blueprint’lerindeyim.

Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<December 2020>
SMTWTFS
293012345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
Bağlantılar