KADINLAR VE KRALLAR...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
26
Sep

Zor zamanlar için bir insan yaratılır. Kimsenin yapamadıklarını yapabilsin, kimsenin cesaret edemediği ülkelere gitsin, derin okyanuslarda yüzebilsin diye. Savaşlar o’nun için çıkartılır. Büyüsün, kendini tanısın, gücüyle tanışsın, hükmetsin diye…

O’nun ışığı binlerce kilometre uzaktan seyredilir. Geceyi o aydınlatır. Güneş erken doğar, bir an evvel kavuşabilmek için o’na.

Arkasından dua edilendir. Korunan. Gıpta edilen… Önünde diz çökülen. Yanında olmaktan gurur duyulan. Karşısında durmaktan korkulan, çekinilen. Bir mıknatıs gibi çeker insanları kendine.

İster ve olur. Çünkü o bir Kral’dır ve Krallıklar “isteyerek” kurulur.   

Sonra bir gün, feth edilecek hiç bir şeyin kalmadığı bir gün, Kral hala o görkemli, tarçın rengi atının üzerindeyken, şöyle arkasına doğru bir bakınır. Gülümser. Kendisiyle gurur duyacak bir vakit bulur. Ve işte o an, yorulur.

Atından iner, yürümeye başlar senin benim gibi. O’nu tebrik edecek insan çok olur. Bir de bakarsın daha çok yorulur. Sonra çekilir altın sırmalı çadırlarından birine. Bir Kral gibi uyur, bir insan gibi uyanır.

Beline kadar inen kızıl saçları vardır. Zıpkın gibi delici, yosun yeşili gözleri…  Gülümsemesi… en güçlü orduların koruduğu kaleleri zapt eder, en sağlam kilitleri zahmetsizce açar. Gözyaşları, en acımasız savaşçıları bütün zırhlarından soyar, çırılçıplak bırakır. Bir kere dokundu mu teninize, gün batımının ardına kaçsanız fayda etmez. İstemezse çare yok. Sizi asla azad etmez.

Sonra aşk şarabından içer. Gücünü nefsi için kullanmaktan vaz geçer. Kaderin çizgisi üzerinde dimdik durabileceğini fark eder.

Çin’in en güzel ipekleri, Babil’in en akıl almaz bahçeleri, yeryüzünün en esrarengiz güzellikleri bir kenara konse, o diğer tarafa konmalıdır. Çünkü bütün bunlar dünyevidir. O ise İlahi. Yaratıcı’ya en yakın ipucu o’nda saklıdır. Meleklere en çok o benzer. Adem’in yolculuğu o’nunla başlar.

Bir Kral’ı tanımak kolaydır. Bakışı, kıyafetleri, gururu ve orduları ele verir o’nu. Oysa bir Kadın’ı tanımak hiç kolay değildir. Bir Kral, yükseldikçe fark edilir, bir Kadın, yüceldikçe gizlenir., halkın arasına karışır, unutturur kendini.

Aşk şarabından bir yudum içen, bir Kadın ise eğer… bir Kral gibi uyuyup, bir insan gibi uyanmayı istemez.  

SARILINCA OLUYOR...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
15
Sep

Ruhan'la buluştum. Sonra... bir bahçeden içeri girdim. Çocuklarım 3 aylıktı. Havuzdaydılar. Aylardan Temmuz'du. Köylerden Bayramoğlu. Sarıldım. Eve götürdüm.

Bir tünel'in başındaydım. İçeri girmedim. Ama gene de kayboldum. Merve'ye gittim. Ya da Sefa'ya. Bir adam geldi. Adı Hasan'dı. Sarıldı bana. Aylardan Haziran'dı. Bulundum.

Sabahtı. Uyandım. Salona geçtim. Bir adam vardı. Benden çok önce uyanıktı. Bir resim çizdi kağıt parçasına. Bin resim çizdi anılarıma. Aylardan Nisan'dı. Günlerden Bugün. Sarıldı bana. Hatırladım. 

Bir kadın vardı. Herkes işine gitti. Bazıları okuluna. Aylardan Şubat'tı. Üzerinde altın sarısı güller vardı. Bir fincan çıkardı. Sarıldı bana. Earl Grey tadında kucakladı.

...ve bir kadın vardı. Hak etmediğim bir iltifatla, taa buralara sürükledi beni. Kendi zaman tünelime. Anı koleksiyonuma. Geçmişe ve geleceğe... 1 saatte onlarca ülke dolaştım. Yüzlerce insanla tokalaştım. Gezdim. Tozdum. Rüya gördüm bir Efendi'min rehberliğinde.

Hepsi bugün oldu. Sarılınca oldu. Bir bahçeden içeri girince oldu.

 

 

 

YANLIŞLIKLAR VE DOĞRULUKLAR ÜLKESİ...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
31
Aug

"Yanlışlıklar ve Doğruluklar ülkesinin ardında bir tarla var. Seninle orada buluşacağım."

Mevlana Celaleddin Rumi, hayatımda okuduğum en bitmez tükenmez şiiri, bu satırın içine yazmış. En unutulmaz yolculuğu, en heyecan verici randevuyu, en göz kamaştırıcı buluşma noktasını...

...gidebileceğiniz en uzak kasabayı. 

Başkaları biz'iz. Biz de başkaları...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
28
Aug

Hayatımız boyunca başkalarının hoşuna giden şeyleri yapabilmek için çabaladık. Başkaları diye bir şey olmadığı için, onlar çok fazla, çok değişken, çok talepkar, çok çabuk fikir değiştiren, kalabalık ve karmaşık bir cemaat oldukları için... bir türlü beceremedik. Onları hiç mutlu edemedik. Hoşlarına giden şeyi bulamadık, öğrenemedik. Çok yorulduk, fedekarlık yaptık, kırıldık, döküldük, elimizden gelenin en iyisi bile yetmedi...

Artık mutlu olmanın zamanı gelmedi mi ? Bugün o gün değil mi ?

Başkaları için yaşamaktan vaz geçip, bizi mutlu eden şeyi aramak çok mu uzağımızda artık ? Çok mu alıştık, giydiklerimizin başkalarının gözünde iyi görünmesinin, kendimizi iyi hissetmekten daha önemli olduğuna ? bir yalana bu kadar mı inandırdık kendimizi ? Bir sohbet toplantısında, duymak istenilenleri söylemek, içimizden geçenleri bu kadar mı sessizliğe mahkum etti ?

Böyle mutlu olamayız. Pişmanlıklarla, endişelerle, iklemlerle boğuşup duruyorsak, kendimiz için değil, başkaları için yaşıyoruz. Üstelik "başkaları" da biziz. Onlar da aynı bizim gibi hissediyor. Bizim için giyinip, bizim için konuşuyorlar. Bizim hoşumuza gideni arayıp, içinden geleni itip uzaklaştırıyorlar. O kadar uzağa gönderiyorlar kendilerini, gece olup yatağa bir başkasıyla giriyorlar.

Başkaları biz'iz. Biz de başkaları. 

Ben, Kardeşim, Batman ve Süperman...

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
7
Aug

Kuzenim var. Büyümüş. Küçülmüş. Şimdi yeniden büyüyor. Bir kalemi var. Aynısından babası bana da almış. Görünce elimde, zannetti ki kendi kalemi. O an’a kadar çok iyi geçiniyorduk. Olanlar kalemi görünce oldu. Su içiyordu. Susuzluk geçti. Kanki’yle oynuyordu. Kanki bir anda kendini yerde buldu. Dünya durdu. Hayat “pause” oldu.
 
“Benim” dedi. Bu çok etkili cümleyi çok kez tekrarladı. “Benim. Benim. Benim. Benim…” Ne kardeşim, ne ben, ne Batman, ne Süperman karşı koyamadık. Direnmek şöyle dursun, derin bir nefes bile alamadık. Kaybettiğimiz her saniye, kampanyanın şiddeti artıyordu. Gökyüzü kararıyor, denizler taşıyordu. Nihayetinde pes ettik. Kalemi de kalelerimizi de teslim ettik.
 
Kalem itinayla saklandı. (Itiraf etmeliyim ki etrafı didik didik ettim ama bulamadım.) Sonrasında rüzgar durdu. Gülücükler saçıldı. Cilveler etrafımızda dolaştı. Elimizden tutu. Elektrik mavisi gözlerini açıp kapattı. Herşey eskisi gibi oldu.
 
Şimdi bu bize neyi anlatıyor bir bakalım… İş dünyasında başarılı olmanın demek ki en az 2 kuralı var.
 
1.    İstediğin şeye sahip olmak için, kendini diğer tüm detaylardan arındıracaksın. Susamayacaksın. Acıkmayacaksın. Başka oyuncaklarla oynamayacaksın. Sadece o şeyi isteyeceksin ve o şey senin olana kadar gözün başka hiç bir şey görmeyecek.


2.    İstediğin şeyi elde ettikten sonra olan biten herşeyi unutacaksın. Ne kadar inatçı bir kampanya yürüttüğünü, kime ne çektirdiğini dert etmeyeceksin. En cilveli halinle yeni an’ın içine yerleşeceksin. Bol bol gülümseyeceksin ve geçmişin yükünü üzerinde asla taşımayacaksın.

işte bir arife günü, herkes gittikten sonra, ajansın koridorlarına yazılmış bir hikaye. Teşekkürler Ayşenil. Ne çok şey hatırlattın sen bugün bize...
 

 

 

ERKEKLER NE İSTER ?

Etiketler : Etiket Yok Kategoriler : Kişisel Yorumlar : 0 Yorum
2
Aug

Sessizce kurduğunuz bir cümle vardır. Kalbinizden geçen bir şey. Dekore edilmemiş, yalın ama çok gerçek. Dilinizin ucuna gelir, duraklarsınız. Kendi kendinizi dinler, duyduklarınızı beğenmez, daha iyi bişeyler ararsınız.

 

Bulamazsınız. Çünkü kalbinizden geçenler dekorasyonu sevmez. Büyüsü bozulur, başka bir şekle girer ve birden fark edersiniz... Artık kendinizi ifade edemezsiniz.

İçinizden geçen "üzüldüm" ise mesela... Bu sizi güçsüz gösterir korkusuyla başka bir cümle kurarsınız. Oysa "üzüldüm" çok güçlüdür. Karşı tarafa zıpkın gibi saplanır. Sizi güçsüz değil çok güçlü kılar. Hangi erkek, sevdiği kadını üzdüğünü öğrenir de hala ayakta kalabilir ? Bağırıp çağırsa da, çekip gitse de, çok delikanlı bir poz verse de, herkes gittikten sonra bir erkeğin başına gelebilecek en acımasız şey, kadınını tatmin edememektir. 

Bugün artık çok az kadın sahip olduğu olağanüstü gücün farkında. "Kurduğun cümleler canımı yakıyor" diyebilmek neredeyse imkansız onlar için. "Sen eve her geç geldiğinde, benim kalbim yerinden çıkacakmış gibi huzursuz" diyemiyorlar. Halbuki bir kadını bir erkekten üstün kılan en önemli şey bu değil mi ? Biz erkekleri paramparça eden şey, sevdiğimiz kadının gözyaşları değil mi ? Ağlayan kadınlardan neden hic hoşlanmayız bilir misiniz ? Çünkü nasıl baş edeceğimizi bilemeyiz. Bununla baş edebilmenin sırrını bir türlü öğrenemeyiz.

"Erkekler ne ister" diye sorsam size, çoğunuz kolayına kaçarsınız. Çocuksu cevaplarla geçiştirirsiniz. Çünkü bilmezsiniz. Yüzleşmek istemezsiniz. Yeteri kadar derinine inmezsiniz.

Erkekler, duygularını maharetle ifade edebilmenizi ister. Bunu yapabildiğiniz her an, erkeklerin dünyasını teslim alırsınız. Kayıtsız, şartsız sizin oluruz biz. En çok da bunu isteriz. 

Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<May 2021>
SMTWTFS
2526272829301
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
303112345
Bağlantılar