
mavi gözlerini kocaman açtı, bu filmi mutlaka seyretmelisiniz dedi. söz konusu film olunca, o'nun sözü dinlenirdi, gittik, seyrettik: "ilham" sonradan ekilebilir bir tohum değildi.
birgün sonra sıcak bir şehre uçtuk. Arka sıralarda oturup workshop seyrettik. Gün bitti, mutlu bir müşteri bulduk, 70 bayi vardı, 68'i erkekti. ilk dakikaları her zamanki gibiydi, sonra bu zihni açık kadın konuştu, heryer fikir doldu. Seyretmesi çok hoştu.
güneş battı, kimsenin olmadığı bi sinema salonunda film seyrettik. Ah. Evet, ayaklarımız çıplaktı, toprağa basıyorduk. Film sessizdi, seslerini can gönderdi. hiç te uzak kalmamıştı.
gece oldu, krison sushi hazırladı. dev bir ton balığını gülümseyerek dilimledi, o kadar zarif ve maharetliydi ki, hayatımızda yediğimiz en lezzetli yemek oldu. zencefil turşusuyla dua ettik, ailesi Tayland'dan geldi.
gece olduğu yerde durdu, bu defa şu telefondan kurtulamayan ben oldum. resmini de koydum, hatırlym, bi daha yapmym diye...
bir gece daha oldu, sonra sabah oldu. erken kalktım, Lefke'ye gittim. Dünyanın en güzel köyünde hiç bitmeyen bir rüya gördüm. Bir tartı var, iki de kefesi. ve her zaman dengede kalması lazım. sonra uyandım, bunu yazdım. her zamanki gibi olmadı ama olsun, bunu kendim için yazdım.