Rıdvan Dilmen... Birkaç küçük sohbet dışında çok iyi tanıdığım biri değildir. Ama o’nu tanıyanları tanırım ve küçük sohbetlerin bende bıraktıklarına güvenirim. Bütün olan bitenlerin içinden o’nun seçilip aslanlara atılmasına gönlüm hiç razı değil. Bildiğimden değil ama hayal gücümü zorluyorum : Özel bir durumsa eğer. Söylemesi, anlatması zor bir durumsa mesela. Kişisel bir zaaf an’ı. Karşı konulmaz bir dürtü. Bir an’lık gözü karalık. Kendinden başka kimsenin anlayamayacağı türden “mutlaka öğrenilesi” bir gönül meselesi...
Koskoca buzdağının görünen ekranına oturtmaya değer mi bu adamı ? NTV’nin hayat kurtaran anchorman’iyken, aynı kanalın haber kuşağında “eski futbolcu” denip geçilir mi takımın kaptanına ? Yeteneklerini çimin üzerinde bırakıp yok olmayan biri Rıdvan. Belden aşağı benzetmelerle, kavgalarla, alaycı göndermelerle değil, bilgisiyle, kültürüyle, karizmasıyla yenilenmiş bir adam.
Ne yaptığını, yapmadığını bilemem ben. Allah bilir ve bir de kendisi. (Hatta çoğu zaman, kul ne yaptığını kendi bile bilmez) Ama biliyormuş gibi de yapmam ben. Çünkü yargılamak bana düşmez. Bendekiler hep iyidir Rıdvan için. Yazınca fark ettim, Rıdvan bile demek olmaz. Rıdvan Dilmen’dir adı ve az çalışmamıştır ismini kazanmak için...
alp.