Boş bir salondu. Biraz hırpalanmış tek bir sandalye dışında her şey çok düzenli görünüyordu. Sandalye'ye baktım, aklıma o geldi. Sanki bir kaç dakika önce buradaydı.

Akşam oldu, telefonum çaldı. Hastane'deydi. Ömer Taşer hoca'yı bekliyordu. Birazdan ameliyata alınacaktı.

"Sabah aklıma geldin" demeye çalıştım. Susturdu beni. "Kalbini yeteri kadar açmıyorsun" dedi. "Yoksa birbirimizi aramaya bile gerek kalmazdı."

Haklıydı.

Ölüdeniz'e gittim. Otelin huzurlu bir köşesinden Kelebek vadisi'ne bakıyordum. Oturduğum yerden vadi ne kadar yüksek görünüyordu. Bir araba kiralamıştım. Kalktım. Bindim. Gittim.

İki arabanın karşılaştığı dönemeçler beni her virajda uçurumla burun buruna getiriyordu. Yükseldikçe yalnızlaştım. Nefes kesen bir manzara karşıladı beni. Temmuz sicağında serin bir esinti. Faraya adında bir köy, tek tük, küçücük evler, gözleme yapan 2 kadın, 15 yaşında yakışıklı bir çocuk...

Kalbimi açtığımda ne kadar da yükseklere uçurdu beni. Bulunduğum yerden otel hiç görünmüyordu.

Yorumlar

Yorum Eklenmemiş...

Yorum Yaz

Adınız: *
E-Mail Adresiniz: *
Web Sitesi:
Yorum: *
Güvenlik Kodu: *
 
Arama
  Ara
Twitter
Tag Bulutu
Yazar Cafe
Takvim
<May 2012>
SMTWTFS
293012345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
Bağlantılar