
Gözlerinizi açtığınızda, bir şarkıya uyandığınız olur mu hiç ? Sabahın ilk görüntüleri, eski bir Sinatra ritmiyle dans eder mi bazen ? Gülümsetir mi sizi, hiç bir sebep yokken ?
"...regrets ? I had a few. Then again, too few to mention"
işte böyle diyordu mavi gözlü adam, doğruldum yatağımdan. Sinatra, her şeyi, kendi bildiğim gibi yaptım derken ne demek istemişti acaba ?
Bir kaç saniye geçti, gözlerimin bulanıklığı geçti. Herşey netleşti, rüyamı hatırladım. Annemle dans ediyordum. Üzerinde koyu yeşil bir elbise, bir yaz akşamı, çimenlerin üzerinde...
Sabahın ilk dokunuşlarına inspiration derler. Paha biçilmezdir. Peşini bırakmamak gerekir. Giyindim. I-phone'umu yanıma aldım. Frank'i de buldum. Anneme gittim. Kapıyı açtı, kulaklarına kulaklıklarımı taktım. Üzerinde gül kurusu vardı. Gözlerimi kapattım, her şeyi yeşile boyadım.
...
Uzun lafın kısası... rüya gördüyseniz, gerçeği görmüş olabilirsiniz. Tek yapmanız gereken, rüyanızın peşinden koşmak.