Çanakkale savaşı, tarihe "centilmence savaşılan en son savaş" diye
geçmiştir. Olağanüstü şartlarda inançlarına ve karşı tarafın
inançlarına ölesiye saygılı 2 benzersiz taraf.
Savaşın en hararetli günlerinden birinde, bir Yeni Zelenda gazetesinin manşeti :
"...Türkler
hastanelerimize ateş etmiyor ve zehirli gaz kullanmıyorlar. Mertçe
savaşıyorlar ve şüphe yok ki sonuna kadar böyle savaşacaklar..."
ve 10 Mayıs 1915 tarihli bir Zelenda askerinin günlüğündeki not :
"...çok
yorgunum. yağmur bardaktan boşanırçasına yağıyor. Çamur yığını içinde
ölü gibiyim. İyice çamura batmamak için ölülerin üzerinde oturuyorum.
Ama şimdi gidip Türk askerlerini gömmeliyiz. Tıpkı onların bizim
askerlerimize yaptıkları gibi..."
bir de, sınıra teçhizat almak
için gittiği lastik atölyesinin sahibi, karşılığında para isteyince,
bir kağıt parçasının üzerine bir not yazan yüzbaşı'nın hikayesi geldi
aklıma. Şöyle yazmış senedin üzerine :
"...Bedeli, şehit kanlarıyla ödenecektir..."
Bu
özel günleri pas geçmek gelmiyor içimden. Modern dünyaların plastik
gerçeklikleri içerisinde kaybolmak bu kadar kolayken, arada bir
hatırlamak lazım. Bu ülke birkaç saniye önce kurtarıldı. Büyük
fedakarlıklarla, dürüstlükle ve insanlıkla.
Hatırlamak lazım.