Haftalar önce kahvemin yanında getirdikleri, içi hindistan cevizi
dolu minik bir kek bu kadar lezzetli olmasaydı, bu sabah Nero'nun
yolunu tutmayacaktım. Sabahın 7'sinde uyandırılmasaydı, o da öyle...
...ama
artık hepimiz biliyoruz ki "Everything is connected". Ajandalarımıza
not etmemiş olsak bile, bu bir randevuydu ve iyki bu kadar lezzetliydi,
iyki 7'de uyandırıldı.
Çok uzak bir ülkede yaşayan bu kadın,
yavaş yavaş bu topraklara yerleşiyor. Kolay olmayacak tabi. Başka bir
dünya, başka bir lisan.
O konuşurken fark ettim ki, aslında ne
anlattığınızın değil anlattıklarınıza ne kadar inandığınız önemli.
Anlattıkları etkileyiciydi. Çünkü onlara inanmıştı - bunu gözlerinde
görebiliyordunuz. Böyle olunca ne anlattığının da çok önemi yok tabi
ki. Bir şeye inanan birinin (özellikle de bir kadının) o doğurgan
enerjiyle anlattığı herşey gerçek olur. Tabi o meşhur tuzağa
düşmezse... Düşlerini ertelemez ve başkalarının safsatalarına kanıp
aşağı düşmezse...
Bu yazıyı okuyacağına eminim. Sabah söylemeye
fırsat bulamadığım şeyi burada yazayım. Burası harika bir ülkedir.
Toprakları bereketli, suyu toksinlerden arınmış.