﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0" xmlns:blogChannel="http://www.blogred.net/"><channel><title>Blog[RED] - inspire and be inspired - Alp ÜSTÜNGÖR</title><link>http://www.blogred.net/</link><description>inspire and be inspired - Alp ÜSTÜNGÖR</description><copyright>Copyright Blog[RED]</copyright><generator>http://www.blogred.net/</generator><item><title>SCHOOL OF LEARNING (4) BAŞLIYOR...</title><link>http://www.blogred.net/Post/221/SCHOOL-OF-LEARNING-4-BASLIYOR-.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;img src="http://blogred.net/Upload/Images/0a.png" height="397" width="574" /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;School of Learning başlıyor. Hem de d&amp;ouml;rd&amp;uuml;nc&amp;uuml;s&amp;uuml;. 32 misafirim var yarın akşam. &amp;Uuml;stelik kalıya... b&amp;uuml;t&amp;uuml;n haftasonu burdalar. Kıbrıs'tan gelenler var, Ankara'dan, Kırklareli'nden. A. Evet. Bi de Mardin'den... &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;Ouml;zlem ve Eser g&amp;uuml;nlerdir kapandılar. Kadınlar daima daha iyi hazırlanırlar. Serkan'la ben, yemekler yiyip, mesajlar atıyoruz birbirimize. Evlerimize kuryeler g&amp;ouml;nderiyoruz, değiş tokuş ediyoruz filmleri, notları, eski storyboard'ları. Aaron havaalanında, u&amp;ccedil;ağını bekliyor. Bir ka&amp;ccedil; saat sonra katılır o da...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diyeceğim... &amp;ouml;nemsiyoruz misafirlerimizi. se&amp;ccedil;ilmiş insanlar bunlar, her biri altın değerinde. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sadece ingilizce bilmedikleri i&amp;ccedil;in bizimle olamayacaklar var. &amp;Uuml;z&amp;uuml;l&amp;uuml;yoruz sessizce. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bu acımacız d&amp;uuml;nyada, yabancı lisan &amp;ouml;nemli işte. Adam Amerikalı. Anlattı mı anlaman lazım. Terc&amp;uuml;me i&amp;ccedil;in vakit yok, sormak i&amp;ccedil;in vakit yok, "go" dedi mi gitmen lazım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Haftalardır arkamızı toplayan Mustafa'ya, Yusuf'a, Kaan'a m&amp;uuml;teşekkiriz tabi ki. Herşeyin g&amp;ouml;r&amp;uuml;nen y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; bize hediye eden, ve o muhteşem logomuzun yaratıcısı Tolga'ya her fırsatta s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yoruz "m&amp;uuml;thiş" olduğunu. En olmadık isteklerimizi g&amp;ouml;nderip, acaba ne diyecek diye merakla beklerken "I'll think of something" deyişi, bilgi arsızı yapıyor bizi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;...ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bunları, b&amp;ouml;ylesine bir stil i&amp;ccedil;erisinde yapabilmemize olanak sağlayan HP'ye, sadece bir m&amp;uuml;şteri olmadıkları i&amp;ccedil;in &amp;ouml;ylesine &amp;ccedil;ok dua ediyoruz ki, sakın şaşırmasınlar; 10 yıl değil 100 yıl kalırlarsa o listenin en tepesinde.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description><pubDate>2/16/2012 6:48:01 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Thursday, February 16, 2012 6:48 PM</author></item><item><title>HAYAT... SENİNLE BÜYÜK BİR AŞK İÇİNDE !</title><link>http://www.blogred.net/Post/220/HAYAT-SENINLE-BUYUK-BIR-ASK-ICINDE-.aspx</link><description>&lt;p&gt;Zihninin karanlıklarına terk etmediğin s&amp;uuml;rece kendini... Aydınlıktasın hep. ışıl ışıl geniş bir otobanda. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;...ve
 Hayat, sana karşı b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir aşk i&amp;ccedil;inde. Her vesileyle sana uzanmak, 
seni seyretmek, g&amp;ouml;rmek, işitmek istiyor. Seninle olabilmek i&amp;ccedil;in her yolu
 deniyor. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fark etmelisin; Seninle kavga etmiyor. Seni &amp;uuml;zmek, 
şevkini kırmak istemiyor. Utanga&amp;ccedil; bir aşık gibi kendi gelmeyip başkasını
 g&amp;ouml;nderince elinde bir mektupla... el&amp;ccedil;inin sesinde o'nu duymanı, 
kokusunda o'nu hissetmeni, nazlandığında g&amp;uuml;l&amp;uuml;msemeni, o'nun seni sevdiği
 kadar senin de o'nu sevmeni istiyor.&lt;/p&gt;
Hayat... seninle b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir aşk i&amp;ccedil;inde. Kıskandığı zaman, seni &amp;ccedil;ok sevdiği i&amp;ccedil;in. Bilmeni istiyor.</description><pubDate>2/4/2012 6:18:23 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Saturday, February 04, 2012 6:18 PM</author></item><item><title>KÜÇÜK, MÜTHİŞ ŞEYLER...</title><link>http://www.blogred.net/Post/219/KUCUK-MUTHIS-SEYLER-.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;img src="http://blogred.net/Upload/Images/01AAX.png" /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İsvi&amp;ccedil;re'deyim. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k, m&amp;uuml;tevazi bir k&amp;ouml;y otelinde. Resepsiyondaki adam otelin sahibi. Yemek servisi yapan adam, aynı zamanda snowboard &amp;ouml;ğretmeni. Sessiz, sakin, saygılı insanların, onlarca yıldır, yılın aynı g&amp;uuml;nleri, aynı odalarda konakladıkları, geleneksel bir Avrupa an'ındayım. En sevdiğim m&amp;uuml;şterim, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n k&amp;ouml;y&amp;uuml; aydınlatmış, g&amp;uuml;l&amp;uuml;msetiyor gene beni.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazacak &amp;ccedil;ok şey var. Her karesi "g&amp;uuml;zel" olan bir şeyi anımsatıyor. Geleneksellikten uzaklaşan ve bu uzak duruşu modernlik ve marifet zanneden bizler i&amp;ccedil;in, her an m&amp;uuml;thiş bir şey oluyor. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k, m&amp;uuml;thiş şeyler. Dikkatli bakmazsan g&amp;ouml;zden ka&amp;ccedil;ırılası şeyler. (ama m&amp;uuml;thiş şeyler)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hava kararınca d&amp;uuml;kkanların kapandığı bir k&amp;ouml;ydeyim. Lobi diyemem o'na. Sanki evimin salonundayım. Susadım. Şeffaf bir mini bar var yanımda. İ&amp;ccedil;inden bir şişe su &amp;ccedil;ıkarıp, yanındaki notu okuyorum : 3 Frank. L&amp;uuml;tfen parayı, kutunun i&amp;ccedil;ine bırakın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;S&amp;ouml;ylemiştim işte. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k şeyler... Ama m&amp;uuml;thiş şeyler...&lt;/p&gt;</description><pubDate>1/29/2012 5:57:38 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Sunday, January 29, 2012 5:57 PM</author></item><item><title>ÖLÜMSÜZLER ÜLKESİNDE...</title><link>http://www.blogred.net/Post/218/OLUMSUZLER-ULKESINDE-.aspx</link><description>&lt;style&gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;@font-face {
  font-family: "Times";
}@font-face {
  font-family: "Calibri";
}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: "Times New Roman"; }p { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 10pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }&lt;/style&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;&lt;img src="http://blogred.net/Upload/Images/0000.png" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;Uyanır
uyanmaz &amp;uuml;zerime ge&amp;ccedil;irdiğim eski bir formayla başladı bu yazı. Arkasında bir
isim yazılı. Benim değil O'nun ismi. Bug&amp;uuml;n Pazar. Oturduğum evin bah&amp;ccedil;esi
bembeyaz. Dışarıda g&amp;uuml;neş var besbelli dışarısı ısırıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;Dışarıyı
seyrediyorum, bir yandan da d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum; ne yazsam acaba. Oysa Basketbol
hakkında yazmak kolay gelir bana. Sadece oyunlara, ma&amp;ccedil;lara değil, coach&amp;rsquo;lara,
detaylara da bakarım elimde olmadan. D&amp;uuml;nk&amp;uuml; Milangaz ma&amp;ccedil;ında, eli s&amp;uuml;rekli alnında
&amp;ldquo;olmayacak bu iş&amp;rdquo; diye yakınan takım elbiseli adam g&amp;ouml;z&amp;uuml;mden ka&amp;ccedil;madı mesela.
Yazsam yazarım koca bir yazı &amp;ndash; sadece o&amp;rsquo;nun hakkında.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;Ama i&amp;ccedil;im
Lefter dolu bu sabah ve saklayamıyorum işte. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; biz Fenerium'un toplantı
odasında &amp;uuml;&amp;ccedil; kişiydik o sabah. Bir de başkan vardı yanımızda. Yasemin girdi
i&amp;ccedil;eri. "Geldi" dedi. &amp;Ccedil;ok heyecanlandı Aziz bey. Ceketini giydi.
Karşılamak &amp;uuml;zere harekete ge&amp;ccedil;iyordu ki ge&amp;ccedil; kaldı, hemen arkasında beliriverdi o
k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k c&amp;uuml;sseli dev adam. Hızlı olduğunu biliyorduk tabi. Herkesden daha hızlıydı.
Gene de şaşırdık işte. Gafil avlandık. Biz o&amp;rsquo;nu karşılamak isterdik, o
karşıladı bizi, doğal, m&amp;uuml;tevazi, asalet dolu tebess&amp;uuml;m&amp;uuml;yle.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;O sezon
i&amp;ccedil;in bir kombine kart hediye etmek istedik. Kabul etmedi. Ama &amp;ouml;ylesine
nezaketle geri &amp;ccedil;evirdi ki bizi, &amp;uuml;steleyemedik. &amp;ldquo;Ben her hafta gelemem Başkan&amp;rdquo;
dedi. &amp;ldquo;Yazık olur o koltuğa. Boş kalır. Oysa dolmalı bu m&amp;uuml;kemmel stad. Her
hafta dolmalı. Gen&amp;ccedil; birine verin onu&amp;rdquo;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;Başka
şeyler de s&amp;ouml;yledi tabi ama&amp;hellip; &amp;ouml;nemli mi ? &amp;Ouml;nemli olan bug&amp;uuml;n, buz gibi bir Ocak
g&amp;uuml;n&amp;uuml;, binlerce insanı sokağa d&amp;ouml;k&amp;uuml;p, hepimizin i&amp;ccedil;ini ısıtıp gitmedi mi ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;Kavgalar,
mahkemeler, k&amp;uuml;f&amp;uuml;rler ve nefretler dağ gibi olup b&amp;uuml;y&amp;uuml;y&amp;uuml;p giderken (ve giderken
en iyilerimizi bile yok edip giderken) bu eşsiz adam &amp;ouml;l&amp;uuml;me bile bir &amp;ccedil;alım atıp,
&amp;ouml;l&amp;uuml;ms&amp;uuml;zler &amp;uuml;lkesine yerleşmedi mi ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 0.1pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Calibri;"&gt;Biliyorum.
Bu hafta istediğiniz gibi olmadı ama bağışlayın g&amp;ouml;zyaşlarımı. Onlar her zaman
benim istediğimi yapmıyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description><pubDate>1/15/2012 6:30:29 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Sunday, January 15, 2012 6:30 PM</author></item><item><title>CUMARTESİ </title><link>http://www.blogred.net/Post/216/CUMARTESI.aspx</link><description>&lt;p&gt;2012 dilekleri şimdiden d&amp;uuml;şmeye başlayınca telefonuma, "haksızlık bu" diyesim geldi. Bu g&amp;uuml;zeller g&amp;uuml;zeli cumartesi'yi hi&amp;ccedil;e saymak niye ? &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yıllardır anlata anlata bitiremediğin şu konser, bir cumartesi akşamı değil miydi ? O muhteşem 4'l&amp;uuml; finaller, Cumartesi akşamı başlamamış mıydı ? Cumartesi değil miydi, haftanın t&amp;uuml;m yorgunluğunu &amp;uuml;zerinden alan ? En &amp;ccedil;ok onu sevmez miydin - onu beklemez miydin haftanın tam ortasında, kalabalığın i&amp;ccedil;inde, nefes almaya &amp;ccedil;alışırken ??&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;işte bu cumartesi, o cumartesi. yanına sen yazdın 'yılın son g&amp;uuml;n&amp;uuml;' not'unu. Yalancısın sen. Kıymet bilmez ve pek az d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nen. Gece yarısını bekleyerek yok ettiğin, o b&amp;uuml;y&amp;uuml;l&amp;uuml; cumartesi ve i&amp;ccedil;inde sakladığı b&amp;uuml;t&amp;uuml;n g&amp;uuml;zellikleri...&lt;/p&gt;</description><pubDate>12/31/2011 4:25:53 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Saturday, December 31, 2011 4:25 PM</author></item><item><title>HERŞEYİN SONUNDA...</title><link>http://www.blogred.net/Post/215/HERSEYIN-SONUNDA-.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;img src="http://blogred.net/Upload/Images/000022.png" /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"geleceği b&amp;uuml;t&amp;uuml;n ayrıntılarıyla birlikte planlamaya &amp;ccedil;alışan oğlaklar, bu &amp;ouml;zellikleri sebebiyle sık sık kuruntulara kapılır, depresyona girerler" (ama o &amp;ouml;yle değildir. gelecek diye bişey yoktur, iyi bilir. Planlamasına planlar ama olmadımı da olmaz işte. Bunu bilir.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"işlerini &amp;ccedil;ok ciddiye aldıkları i&amp;ccedil;in, yaptıklarıyla her zaman biraz fazla meşguld&amp;uuml;rler. insanlarla zor ilişki kurarlar" (ama o &amp;ouml;yle değildir. Bir sabah eline k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir casus kamerası alır, starbucks'taki b&amp;uuml;t&amp;uuml;n &amp;ccedil;alışanların resimlerini &amp;ccedil;eker.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"oğlaklar, ciddilikleri, tutuculukları, g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; iradeleriyle tanınırlar. Para konularında dikkatlidirler. (ama o &amp;ouml;yle değildir. Ortada hi&amp;ccedil; bir neden yokken, bir mağazaya girip size okkalı bir hediye alıverir.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"ger&amp;ccedil;ek bir oğlak'ta 2 temel &amp;ouml;zellik vardır; G&amp;uuml;venilirlik ve D&amp;uuml;r&amp;uuml;stl&amp;uuml;k." (ama işte o da &amp;ouml;yledir.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Selen... nice senelere :)&lt;/p&gt;</description><pubDate>12/24/2011 11:27:41 AM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Saturday, December 24, 2011 11:27 AM</author></item><item><title>SARI - KIRMIZI VE (KIRMIZI)</title><link>http://www.blogred.net/Post/214/SARI-KIRMIZI-VE-KIRMIZI-.aspx</link><description>&lt;style&gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000a1.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000a1.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000a1.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000a1.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000a1.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000a1.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000a1.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000a1.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000a1.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000a1.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;&amp;lt;img src="Upload/Images/0000a1.png" mce_src="http://blogred.net/Upload/Images/0000a1.png" alt="" &amp;gt;&amp;lt;span id="__caret"&amp;gt;_&amp;lt;/span&amp;gt;@font-face {
  font-family: "Verdana";
}@font-face {
  font-family: "Calibri";
}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: "Times New Roman"; }p.MsoListParagraph, li.MsoListParagraph, div.MsoListParagraph { margin: 0cm 0cm 10pt 36pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: "Times New Roman"; }p.MsoListParagraphCxSpFirst, li.MsoListParagraphCxSpFirst, div.MsoListParagraphCxSpFirst { margin: 0cm 0cm 0.0001pt 36pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: "Times New Roman"; }p.MsoListParagraphCxSpMiddle, li.MsoListParagraphCxSpMiddle, div.MsoListParagraphCxSpMiddle { margin: 0cm 0cm 0.0001pt 36pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: "Times New Roman"; }p.MsoListParagraphCxSpLast, li.MsoListParagraphCxSpLast, div.MsoListParagraphCxSpLast { margin: 0cm 0cm 10pt 36pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }&lt;/style&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpFirst"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&lt;img src="http://blogred.net/Upload/Images/0000a1.png" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpFirst"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpFirst"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;Bir Zen eğitimi, &amp;ldquo;tarafsız g&amp;ouml;zlemciliği&amp;rdquo; zorunlu
kılar. Mutlaka ge&amp;ccedil;men gereken bir sınıftır. Filmdeki k&amp;ouml;t&amp;uuml; karekter, zavallı
kadını sille tokat d&amp;ouml;verken, trafikte burun buruna gelen iki ş&amp;ouml;f&amp;ouml;r kavga
ederken, hatanı y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne vuran 40 yıllık dostunu dinlerken &amp;ldquo;hatırlamanı&amp;rdquo; ister.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&amp;hellip;Ah. Evet. Bir de ma&amp;ccedil; seyrederken! Benim i&amp;ccedil;in en zoru
budur işte. Bir T&amp;uuml;rk takımının Euroleauge ma&amp;ccedil;ını seyrederken tarafsız olmak.
Futbol, o kadar zor gelmez. Ama basketbol&amp;hellip; adamı hop oturtur hop kaldırır ya.
Tarafsızlık, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k dikkat ister. Durun. Hemen &amp;ldquo;delinin zoruna bak&amp;rdquo; demeyin
l&amp;uuml;tfen. Bu eğitim, seyrettiğiniz her şeyin i&amp;ccedil;indeki pırıltıyı fark etmenizi
sağlayabilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;Galatasaray basketbol ma&amp;ccedil;larının en g&amp;uuml;zel
hareketlerinden birini &amp;ndash; seyircisinin itici g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ndash; işte bu eğitim sayesinde g&amp;ouml;rebildiğimi
d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. Bu artık bir gelenek haline geldi ve onlar takımları i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ok
&amp;ouml;nemli bir skor &amp;uuml;retiyorlar. Tabi ki her ma&amp;ccedil;a katkıları farklıdır. Lakin o son
dakikalarda gelen galibiyetlerde sahne aldıkları oyunlar; &amp;ccedil;ok kritik, &amp;ccedil;ok
değerli. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;Onlar oyuna kırmızı renk katıyorlar. &amp;Ouml;yle
formalarındaki kırmızıdan filan bahsetmiyorum. Kazanmak, savaşmak ve y&amp;uuml;kselmek
i&amp;ccedil;in gereken kırmızı enerjiden bahsediyorum. Ben bunları kendime saklamak &amp;uuml;zere
niyet etmişken, y&amp;ouml;netimin taraftarlarına olan &amp;ccedil;ağrısını okudum ve bu haftaki
yazımı onlara hediye etmek istiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: maroon;"&gt;&amp;ldquo;&amp;hellip;Galatasaray Kul&amp;uuml;b&amp;uuml;, erkek takımının THY Avrupa
Ligi'nde Montepaschi Siena'yla, kadın takımının da USK Prag takımıyla FIBA
Avrupa Ligi'nde 8 Aralık Perşembe g&amp;uuml;n&amp;uuml; aynı salonda oynayacağı karşılaşmaya
gelecek taraftarlardan ''kırmızı'' renkli kıyafetler giymelerini istedi&amp;hellip;&amp;rdquo;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&amp;Ccedil;ok g&amp;uuml;zel hareket ! Aynı şeyleri hissedip
hissetmediğimizi bilmiyorum ama seyircinin zaten i&amp;ccedil;inde taşıdığı kırmızı rengi,
artık &amp;uuml;zerilerinde de g&amp;ouml;receğim i&amp;ccedil;in, ne yalan s&amp;ouml;yleyeyim, merak i&amp;ccedil;indeyim. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpMiddle"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoListParagraphCxSpLast"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; color: #1a1718;"&gt;Galatasaray
taraftarı, artık daha mı g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description><pubDate>12/11/2011 7:59:50 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Sunday, December 11, 2011 7:59 PM</author></item><item><title>FARELİ KÖYÜN KAVALCISI...</title><link>http://www.blogred.net/Post/213/FARELI-KOYUN-KAVALCISI-.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;img src="http://blogred.net/Upload/Images/000.1234.jpg" /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hikayeyi bilmeyen var mıdır acaba ? Hepimiz en az bir kere duymuşuzdur. Bir yerlerde okumuşuzdur. Belki de bir filmi &amp;ccedil;ekilmiştir, seyretmişizdir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben &amp;ccedil;ocukken okumuştum mesela. Renkli, kocaman resimleri olan, bir ka&amp;ccedil; kalın sayfalı, zengin bir &amp;ccedil;ocuk kitabını g&amp;ouml;zlerimin &amp;ouml;n&amp;uuml;ne getirebiliyorum. Lakin aynı hikayeyi, Cuma g&amp;uuml;n&amp;uuml;, başka bir lisanda dinledim ve ...ne bileyim işte... buraya da taşımak lazım sanki. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fareli k&amp;ouml;y, aslında mutlu bir k&amp;ouml;ym&amp;uuml;ş biliyor musunuz ? İnsanların huzur ve refah i&amp;ccedil;inde yaşadığı, cennet gibi bir beldeymiş. Sonra rehavet &amp;ccedil;&amp;ouml;km&amp;uuml;ş. Eğlence, boş vermişlik, sıradanlık yapışmış yakasına ve bu k&amp;ouml;y eski g&amp;uuml;nlerine geri d&amp;ouml;ns&amp;uuml;n diye, k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir fare &amp;ccedil;ıkagelmiş. Derdini anlatamamış malesef. Bu y&amp;uuml;zden bir ka&amp;ccedil; arkadaşını daha getirmiş yanında. Olmamış, bir ka&amp;ccedil; tane daha. Gene olmamış, tanıdığı b&amp;uuml;t&amp;uuml;n fareleri &amp;ccedil;ağırmış. O k&amp;ouml;y, mutlaka eski g&amp;uuml;nlerine kavuşmalıymış &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her yer fare dolmuş. K&amp;ouml;y ahalisinin rahatı bozulmuş. Eğlenecek, gezip tozacak tad kalmamış. K&amp;ouml;y&amp;uuml;n valisi &amp;ccedil;are arar olmuş. Derken bir kavalcı &amp;ccedil;ıkagelmiş. "Kolay" demiş. "Ben bunları alır giderim. Ama sonra, ben de sizden bir şey isterim"&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"Ne istersen" demiş vali. "Yeter ki kurtar bizi bu illetten." &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"100 altınınızı alırım" demiş kavalcı. Yani demiş: bu rehavetten, sıradanlıktan, boş vermişlikten kurtulmalısınız. S&amp;ouml;z verin bana. Bu kadar umursamaz olmayacaksınız fareler gittikten sonra. Bu kadar eğlence d&amp;uuml;şk&amp;uuml;n&amp;uuml;, bu kadar duyarsız, bu kadar bencil olmayacaksınız artık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"Tamam" demiş vali. T&amp;uuml;m k&amp;ouml;y halkı adına bir kontrat imzalamış. "Sen bizi kurtar, biz s&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml; tutacağız."&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kavalını eline almış, &amp;ccedil;almaya başlamış. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n fareler arkasından gitmiş. K&amp;ouml;y tertemiz olmuş. Geri d&amp;ouml;n&amp;uuml;p altınlarını istemiş. "Kontratınız var" demiş. "S&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;z&amp;uuml; tutma zamanı"&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Vali burnunu b&amp;uuml;km&amp;uuml;ş. "Yani..." demiş. "Pek de bir şey yapmadın doğrusu." "Bilseydik basit bir mırıldanma ile yok olacaklarını, kendimiz de becerirdik bu işi. Bu y&amp;uuml;zden, bu kadar ağır bir bedel isteme bizden"&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kavalcı, kontratına sahip &amp;ccedil;ikmayan bir halkla karşı karşıya kaldığını anlamış. "Peki" demiş. G&amp;uuml;l&amp;uuml;msemiş. Gece olmuş. Herkes uykuya dalmış. Kavalını bir kez daha &amp;uuml;flemiş. Ve k&amp;ouml;y&amp;uuml;n b&amp;uuml;t&amp;uuml;n &amp;ccedil;ocuklarını alıp g&amp;ouml;t&amp;uuml;rm&amp;uuml;ş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"&amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;" dedi bunu anlatan - ışık sa&amp;ccedil;an adam - "O, intikam almaz. Sen s&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; tutmadın diye fareleri geri g&amp;ouml;ndermez. Bu defa &amp;ccedil;ok daha değerli bir şeyini alır. Belki bu kez anlarsın ve s&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; tutarsın."&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description><pubDate>11/26/2011 11:29:49 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Saturday, November 26, 2011 11:29 PM</author></item><item><title>DOUBLE ATTENTION.</title><link>http://www.blogred.net/Post/212/DOUBLE-ATTENTION-.aspx</link><description>&lt;p&gt;Bir boşluk an'ında değişiyor herşey. Tek bir ihtiyatsızlık an'ında. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;Ouml;n&amp;uuml;nde
 sahnelenen her oyun, bir sonraki nefesinin belirleyicisiyken, 
oyunlardan birini - sadece bir tanesini ger&amp;ccedil;ek zannetmen yetiyor işte...
 Buğulanıyor her şey. &lt;/p&gt;
Bir y&amp;uuml;ksek hat var g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml;ne yakın bir 
yerlerde. O'na tutunmak kolay değil. Bir kez tutundun mu ama... Kalması,
 tutunmak kadar kolay değil.</description><pubDate>11/20/2011 2:11:26 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Sunday, November 20, 2011 2:11 PM</author></item><item><title>SUSMAK, MÜZİĞİN BİR PARÇASI.</title><link>http://www.blogred.net/Post/211/SUSMAK-MUZIGIN-BIR-PARCASI-.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;img src="http://blogred.net/Upload/Images/000.00aaa.jpg" /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"M&amp;uuml;zisyenler asla emekli olmazlar. İ&amp;ccedil;lerinde m&amp;uuml;zik kalmadığı zaman susarlar, hepsi bu." &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Louis kadar kocaman bir adamsanız, işte b&amp;ouml;yle kocaman bir s&amp;ouml;z s&amp;ouml;yleyebilirsiniz. &amp;Uuml;stelik &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sadece bir ka&amp;ccedil; ay &amp;ouml;nce, Waldorf Astoria'da kocaman bir konser vermişse, yerden g&amp;ouml;ğe de hakkıdır. Dudak b&amp;uuml;kmek olmaz. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu zencilere has bembeyaz dişleriyle g&amp;uuml;l&amp;uuml;msemiş, g&amp;uuml;m&amp;uuml;ş prıltılı metal ağızlığı yavaş&amp;ccedil;a dudaklarına g&amp;ouml;t&amp;uuml;rm&amp;uuml;ş, bir s&amp;uuml;re sessizliği dinlemiş, sonra yanaklarını balon gibi şişirmiş, "Pennies from Heaven"a basmaya başlamıştı. Dubai'deydik. Bir otelin lobisinde. Yo. Hayır. Louis değildi. sanki ruh ikiziydi. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"Jazz, felsefeden daha derindir" dedi. "...&amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; Jazz'ın lisanı yoktur. Sadece sesi. Tam zamanında basılması gereken bir notası, tam miktarınca &amp;uuml;flenmesi gereken bir nefesi. Hatta &amp;ouml;yle bir sessizliği vardır ki, iki nota arasında haykırır. Tam zamanında susulası bir sessizliği..." &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"Ger&amp;ccedil;eğe en yakın derinlik - Jazz'dır" dedi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Louis'nin s&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; hep &amp;ccedil;ok eğlenceli bulmuştum. "İ&amp;ccedil;imizde m&amp;uuml;zik kalmadığı zaman susmak." Ama kısmet bug&amp;uuml;neymiş - yeni bir şey &amp;ouml;ğrendim; susmak m&amp;uuml;ziğin bittiği yer değil ki. M&amp;uuml;ziğin bir par&amp;ccedil;ası.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description><pubDate>11/4/2011 3:23:44 PM</pubDate><author>Alp Üstüngör | Friday, November 04, 2011 3:23 PM</author></item></channel></rss>
